Giovanni Scognamillo Kitapları

Korku, gizem, bilinmeyen denilince akla Giovanni Scognamillo gelir. Bu türlerle ilgilenen herkesin yolu onunla kesişmiştir mutlaka. Ve sinema sevdalıları, unutmayın ki Türk Sineması terimini dünyada ilk kullanan ve Türk Sineması’nı dünyaya ilk duyuran kendisidir. Benim onun tüm kitaplarını bulmam kolay olmadı. Gittigidiyor ve Nadir Kitap bu konuda oldukça yararlı oldu. Ben de sitemde idolüm, üstadım, hocam Giovanni Scognamillo’nun tüm kitap bilgilerini içeren bir sayfa hazırlamak istedim. İlgilenenlere rehber olması dileğimle..

1965/1966 Sinema Yıllığı

 

(Agah Özgüç ile birlikte)

A.D.O. Yayınları, İstanbul, 1965

Yerli Sinemada Seks – Türk Sinemasında Kadın ve Seks

 

 

(Agah Özgüç ile birlikte )

Faruk Ülkü Yayınları, İstanbul, 1965

Türk Sinemasında Altı YönetmenTürk Film Arşivi, İstanbul, 1973

Arka Kapak

“Her sanatçının geleceği bir meçhuldür, Bir soru işareti ya da sanatçının başında bir demokles kılıcı. Kesin sonuçlardan kaçınırım çoğunlukla, her sonuç belirli bir devreye aittir. Bu devrenin düzeni içinde şartlanır veya bu düzeni zorlar. Gerisi gelecek yıllara. Ve genç kuşağın yorumcularına aittir.”
dgs Dünyamızın Gizli SahipleriKoza Yayınları, İstanbul, 1973 (21 Baskı)Kamer Yayınları, İstanbul, 1996Bilge Karınca, İstanbul, 2006

Arka Kapak

“İstanbul gizemleri ve Uzaydan geldiler” kitaplarının yazarı- Dünya Tarihin Karanlık Çağları
– Yaşı Bilinmeyen Şehirler
– Ehramların Büyük Sırrı
– Devler Ülkesi
– Devlerle İlgili Bilinmeyenler
– Piri Reis’in Amerika Haritaları
– Mayalar, Aztekler, İnkalar
– Pasifik Okyanusu’nun Kayıp Kıtası – Mu
– Atlantis ve Hiperbore
– Tufan
– Tevrat’taki Hiroşima
– Uçan Nesneler
– Başka Dünyalardan Gelen Ziyaretçiler
– Firavunlar Zamanında Uçan Daireler
– Uçun Dairelerin Tarihi
– Tarihin En Eski Metinlerinde Uçan Nesneler
– Küçük Yaratıklar
– Türkiye’yi Ziyaret Eden Uzaylılar
– Evrende Yalnız mıyız?

Uzaydan Geldiler

 

 

Koza Yayınları, İstanbul, 1974 (11 Baskı)

Kamer Yayınları, İstanbul, 1996

Arka Kapak

Amerika’da, Fransa’da, İzlanda’da, Güney Amerika’da ve hatta Türkiye’de yüzlerce insan, BİLİNMEYEN UÇAN NESNELER’le karşılaşmışlardır. Bu insanlar, DÜNYA DIŞI YARATIKLAR’ı gerçekten görmüşler ve onlarla konuşmuşlar mıdır? Bazıları gerçekten Dünya Dışı Gezegenler’e gitmişler midir? “Dünyamızın Gizli Sahipleri”‘nin yazarı Giovanni Scognamillo, bu yeni kitabı “Uzaydan Geldiler”de bütün bu sorulara somut karşılıklar arıyor. Türlü belgeler, türlü tanıklar, sayısız incelemeler ve sayısız kitaplar aracılığında alınan bu karşılıklar sizleri yine şaşırtacak, yine derin kuşkulara yöneltecektir.

Geleceğinizin Anahtarları

 

 

Koza Yayınları, İstanbul, 1975

Arka Kapak

“Dünyamızın Gizli Sahipleri” ile haklı üne kavuşan araştırmacı Giovanni Scognamillo, bu yeni kitabında fal dünyasının olağanüstü ve bilinmedik yanlarını gözler önüne seriyor. İlginç ve bir o kadar da çarpıcı niteliklere sahip bir kitap. Kısa sürede “Best-Seller” olacağına inanıyoruz.

Aşk ve Evlilik Falı

(Johan Markus takma adı ile)

Seçme Kitaplar, İstanbul, 1976

Arka Kapak

Burçlar arası bağlantı ve ilişkilere dayalı bilgi ve yöntemlerle eş seçme ve dolayısıyla mutlu, verimli, tatmin edici ve uyumlu bir aşk ve aile yapısına ulaşmak için yıldızbilimin verdiği ipuçları var bu kitapta.

Batı’nın İnanç Temelleri

Dergah Yayınları, İstanbul, 1976

Kara Kutu Yayınları, İstanbul, 2002 (3 Basım)

Arka Kapak

Hz İsa’nın hoşgörüsü dillere destandır. Ancak Hıristiyanlığın ilerleyen yıllarında bu destansı hoşgörünün boğularak yok edildiği görülür. Haçlı Seferleri, mezhep savaşları, Engizisyon Mahkemeleri, ırkçı tavırlar bunların tarihte derin iz bırakan örnekleridir. Hz. İsa ile başlayan Hıristiyanlık tarihinin, ilerleyen yıllarıyla hiç bir benzerliği kalmıyor. Batı, Doğu’ya göre daha akılcı görünür. Sanki bilimin merkezi, beşiği kabul edilir. ‘Medeniyetler çatışmasında Batı’nın İnanç Temelleri’nde bu tarihi yanılgının derinliklerine iniliyor. Doğu ile Batı neredeyse siyah ile beyaz, soğuk ile sıcak kadar birbirine zıt gibi duruyor. Üzerinden yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen, ‘Haçlı Savaşı’ kavramı, günümüzde anlamını hala koruyor. En küçük bir fırsatta ortaya çıkıyor. Dünyanın değişik bölgelerinde yaşayan Müslümanlar, kültürel ve ekonomik zaaflarına rağmen. kendi özelliklerini devam ettirmenin yollarını arıyorlar. Batı insanı ise kendisini yalnızlığa, yabancılaşmaya ve boşluğa iten bir düşünce, bir kültür geleneğinin giderek yozlaştırılan bir inancın yükünü taşıyor. Giovanni Scognamillo, medeniyetler çatışmasının sıkça dile getirildiği günümüzde farklı bir açıdan değişik bir kapıyı okurlarına aralıyor.

Türk Sinema Tarihi Birinci Cilt, 1896 – 1959

 

 

Metis Yayınları, İstanbul, 1987 (2 Basım)

Türk Sinema Tarihi İkinci Cilt, 1960 – 1986 

Metis Yayınları, İstanbul, 1988 (2 Basım)

Kabalcı Yayınları, İstanbul, 1998 (genişletilmiş tek ciltlik baskı)

Kabalcı Yayınları, İstanbul, 2003
(genişletilmiş tek ciltlik baskı)

Arka Kapak

1895’te doğuşundan bu yana sinema, dünyanın her yerinde insanaları büyüleyen, mesaj veren, ağlatan bir sanat, tiyatronun yanında insanlığa ikinci bir ayna oldu. İşte Scognamillo da, sinemanın Türkiye’deki tarihine eğilerek, korunmamış, sahip çıkılmamış, kişisel çabalarla yaşatılmaya çalışılmış bir tarih okurun / seyircinin gözleri önüne seriyor. 1896’daki ilk sinema gösterilerinden başlayarak, 1990’lara, günümüze kadar gelen belgeler ve görsel malzemeyle destekli, titiz bir arşiv çalışmasına dayanan bir “antoloji” var okuyucunun elinde Türk sineması üç dönemde ele alınıyor: 1896–1959 arası hazırlık dönemi, 1960-1986 arası siyasal ve toplumsal çalkantıların sineması ve 1987-1997 arası yani entellektüel filmlerin, Türk sineması diriliyor mu sorusunun gündeme geldiği döneme kadar. Scognamillo’nun çalışmasını gerçek bir tarih kitabına yaklaştıran en önemli özelliği ise nesnelliği. Yazar, her dönemin ticari ve sanatsal ürünlerini, olumlu ve olumsuz örneklerini yanyana getiren bir yaklaşımla, ülke sinemasının bütününe bakıyor. Sonuçta Türk Sinema Tarihisinemanın bugününü anlamak için geçmişi ele alan, geçmişten koparmadan değerlendiren “hakiki” bir antoloji oluyor. Scognamillo, kimi zaman sözü dönemin sinemayla ilgilenen yazarlarına bırakarak, okuyucuya gerçek izlenimler de sunuyor. Türk sinemasını, ilk sinematograftan, günümüze kadar gelişiminin izlendiği bu “tarih” kitabında, aynı zamanda bir ülkenin panaromasını bulacaksınız. Her sinema/tarih meraklısının her okuyucu/seyircinin kütüphanesinde bulunması gereken önemli bir çalışma.

Bir Levantenin Beyoğlu Anıları

Metis Yayınları, İstanbul, 1990 (5 Basım)

Bilge Karınca, İstanbul, 2002

Arka Kapak

‘Asmalımescit Sokağı’ndan Kallavi Sokağı, Postacılar Sokağı ve oradan Gümüşsuyu’ndaki Bol Ahenk Sokağı’na, seksen yıldır Beyoğlu’nda yaşıyorum. Dolayısıyla ben Beyoğlu’na başkaları gibi, Galata Köprüsü’nün öte tarafından gelen ve Beyoğlu’nda bir küçük Paris’i, bir küçük Avrupa’yı, cep boyu bir Batı’yı bulan, bunda doğal özlemlerini gideren birinin gözüyle bakamam. Benim alternatif Beyoğlum, kesinlikle bir atraksiyon ya da bir şov, bir eğlence değildi, olamazdı da. Bütün çekiciliğiyle Beyoğlu benim için doğduğum, yaşadığım, yaşlandığım, anılarıyla beslendiğim bir gerçek dünyaydı. Beyoğlu aynı zamanda ister gelip geçenler, ister Beyoğlu’na çıkanlar, isterse içinde yaşayanlar için bir günah ve sefahat yuvasıydı.’Beyoğlu’nun aşırı moda haline geldiği, nostaljinin öne çıktığı günlerde özellikle anı kitabımdan dolayı ailemin geçmişi bana çok sorulmuştur. Kendim bu durumun güçlüklerini hiç yaşamadıysam da, Levanten olmak kolay değildir. O yüzden bu kitabımda, ömür boyu Beyoğlu’lu biri olarak Levanten kimdir, ne yapar nasıl yaşar, size onları anlatmayı istedim…’

Cadde-i Kebir’de Sinema

Metis Yayınları, İstanbul, 1991

Agora Kitaplığı, İstanbul, 2008 (Genişletilmiş Basım)

Arka Kapak

“Bir tören idi sinema, herkesin katılmak istediği, paylaştığı bir tören. Giderek yapay bir inanca dönüştüğü de oluyordu, her türden insanı loş bir salonda, kocaman insan şekillerinin devleştirdiği beyaz bir perdenin ve o perdeden yansıyan ve yayılan duyguların, aşkların, nefret ve heyecanların, şaşkınlık ve mutlulukların girdaplarına çeken. Bir düş perdesi, bir hayal perdesi karşısında benzer ama başka ve başkalaşmış gerçeklerle burun buruna gelmekti; bir arada onları paylaşmaktı, sanki tek bir ağızdan çıkan bir kahkaha, tek bir gölden akan yaşlar gibi. Ve bu törenin, bu büyünün nabzı ve kalbi Beyoğlu idi; ama değişik, hep değişime uğrayan bir Beyoğlu’nun Grande Rue de Pera’sı, nam-ı diğer Cadde-i Kebir’i, nam-ı diğer İstiklal Caddesi.”Sinema tarihçisi Giovanni Scognamillo, sinemanın doğuşundan itibaren önce Osmanlı devleti, ardından Türkiye Cumhuriyeti’ndeki mecrasını takip ediyor: Filmciler, dışalımcılar, yerli film yapımcıları, sinemayı büyük bir aşkla izleyen seyirciler; geçmişi bugüne getiren her adımın izini sürüp, karanlıkta olan sinema tarihe bir ışık yakıyor.

İstanbul Gizemleri

Altın Kitaplar, İstanbul, 1993

Bilge Karınca, İstanbul, 2006 (Genişletilmiş Basım)

Arka Kapak

Bu araştırmanın amacı alternatif, belki az bilinen, unutulmak üzere olan, sararmış yapraklarda kaynaklarda kalmış bir İstanbul portresini çizmektir, içinde yaşadığımız bu kentin doğaüstü, düşündürücü ola ki eğlendirici kimliğini saptamaktır, dününü ve bugününü karanlıklarını ve tedirginliklerini başka ve değişik bağlantılarla bağlamak ve imkanların dahilinde resimlendirmek.
İstanbul kendi başına bir gizemdir, bir gizem tarihi ve bir gizemler merkezidir her çeşitinden. Ve İstanbul yüzyıllardan beri süregelen bir arayışın buluşma noktasıdır, ölümsüzlerin, gizli ve bilinmeyen üstünlerin, bilgelerin, gizemcilerin ve de şarlatanların uğrağıdır.
Dünyanın tüm büyük ve eski kentleri, Roma, Paris, Londra, Prag vb. her zaman bir merkez görev işlevini gördüler. İstanbul da böyledir bir tarih, kültür, sanat ve düşünce merkezi olarak. Ancak İstanbul’un bir farkı ve bir özelliği vardır, her zaman olmuştur. İstanbul bir kültür, medeniyet, ve bunlardan oluşan bir inanışlar potasıdır. Doğu ve Batının değişmeyen bir buluşma, kaynaşma noktası, bir odak noktası ve ola ki manyetik bir alan.

Beyoğlu’nda Fuhuş

Altın Kitaplar, İstanbul, 1994

Arka Kapak

Beyoğlu ve Fuhuş, biri yüzyıllardan beri seksle iç içe yaşayan bir semt ve öteki ise dünyanın en eski mesleği!…
Bizans’ın karınlık sokaklarından Pera’ya uzanan ve günümüz Beyoğlu’sunun temellerinde yaşayan günah dolu bir tarih.
Ünlü mekânların, bazen güzel bazen hüzünlü ama mutlaka süslü kadınların; karanlık yüzlü satıcılların; umutlu, heyecanlı erkeklerin çarpıcı öyküsü.
İsmi fısıldanırken bile nice hayaller yaşatan Beyoğlu bir günah beldesi, anlık umut ve zevklerin gizemli dünyası mı? Yoksa…

Dehşetin Kapıları – Korku Edebiyatına Giriş

Mitos Yayınları, İstanbul, 1994

Kamer Yayınları, İstanbul, 1995

Arka Kapak

Ülkemizde korku, gizem deyince akla gelen tek isim kuşkusuz Giovanni Scognamillo. ‘Dehşetin Kapıları’nda bizler için korku edebiyatının kapılarını aralıyor Scognamillo. Yunan edebiyatından Stephen King’e kadar Korku’nun edebi dünyadaki İzdüşümünü gözler önüne seriyor. Poe, Lovecraft gibi ustalara ayırdığı saygı bölümlerinde de türün doruk noktalarını gösteriyor. Gotik olmanın ne demek olduğunu, korkunun akretiplerini anlatıyor.
Korkuya başlamak için Türkiye’deki ilk ve tek kitap.

Amerikan Sineması

Ağaç Yayınları, İstanbul, 1994

Batı Sinemasında Türkiye ve Türkler

İnkılap Kitabevi, İstanbul, 1996

PMP Yayınları, İstanbul, 2006 (Genişletilmiş Basım)

Anadolu Üniversitesi En İyi Sinema Kitabı Ödülü 2007

Arka Kapak

“Gözde”, “Topkapı”, “Medea”, “Gelibolu” ve “İnce Memed” filmlerinin tek ortak noktası batılı sinema yapımcıları tarafından Türkiye’de çekilmiş olmalarıdır.”Batı Sinemasında Türkiye ve Türkler”, ilk ‘naif görüntü avcıları’ndan günümüz sinemasına kadar geçen süre içerisinde, Türkiye’nin değişen görünümünden, film çekimlerinde yaşanan olaylara kadar devam eden bir süreci anlatıyor. Sessiz sinema döneminden başlayıp uzun süre devam eden oryantalist bakış, neden Türkiye’yi egzotik, büyülü, estetik bir fon haline getirmiştir?

Korkunun Sanatları

İnkılap Kitabevi, İstanbul, 1996

Arka Kapak

Bu kitap, korku motiflerini ve korkunun kullanılışını başlıca sanatlarda araştırmaktadır. Edebiyattan tiyatroya, sinemadan çizgi romana, müzikten resime, korku yüzyıllar boyunca bir esin kaynağı oldu, mitoslarını kurdu, giderek başlı başına bir endüstri yarattı. Korkmak ayıp sayılıyorsa da korkutmak bir sanattır ve dehşetin başvurduğu, incelikler saymakla bitmez. Tanımlamaları ve örnekleri, sanatçıları ve sanatları ile bu araştırma korku ve fantastik meraklıları (ve diğerleri) için kaynak kitap niteliğindedir. Sinema tarihçisi ve araştırmacı yazar Giovanni Scognamillo 1929’da İstanbul’da doğdu. İtalyan Lisesi’nden mezun olduktan sonra 1948’de yabancı basında sinema yazarlığına başladı. 1961’den itibaren de yazarlığını Türk basınının çeşitli gazete ve dergilerinde sürdürdü. Türk Sineması’ nda Altı Yönetmen, Türk Sinema Tarihi, Cadde-i Kebir’ de Sinema, Amerikan Sineması gibi kitaplardan başka, Beyoğlu anılarım Bir Levanten’in Beyoğlu Anıları’nda topladı. Diğer çalışmaları arasında, Dünyamızın Gizli Sahipleri,İstanbul Gizemleri, Beyoğlu’nda Fuhuş, Dehşetin Kapıları yer almaktadır.

Yeşilçam’dan Önce, Yeşilçam’dan Sonra

Antrakt Yayınları, İstanbul, 1997

Arka Kapak

Kimi anılar hoştur, kimi ise tatsız. Anı yazmanın tadı ve zevki bunların ortasını bulmaktır. Anı yazmanın rahatsız eden tarafı ‘Neyi anlatayım, neyi anlatmayayım?’ sorusunun yanıtıdır.Sinema bir tutkudur, bir misyon ve bir mikroptur. Sinema bir sanat, bir endüstri, bir meslek, bir iş alanı, ve bir çılgınlıktır. Bunlardan hangilerini yaşadım, hangilerini yaşamadım, hangilerini yaşayabilirdim? Yanıt vermek oldukça zor oluyor; tatmin, tatminsizlik, özlem, hesaplaşma birbirine karışıyor…

Dünya Sinema Sanayii

Timaş Yayınları, İstanbul, 1997

Arka Kapak

Sinema… Bir sanat, bir eğitim aracı ve bir eğlence. Ama sinema, her şeyden önce, dünya çapında bir sanayidir, masraflı ürünler imal eden ve pazarlayan bir sanayi. Bu çalışma Türkiye’de ilk defa 56 ülkenin sinemasını, tarihleri ile birlikte inceleyerek, sinemaseverlere ve sinema öğreticilerine yedinci sanatı değişik bir yaklaşımla tanıtmaktadır. 102 yıllık sinema tarihi, iktisadi verilerle, yapım siyasetleri açıklanarak ve kuramları incelenerek değerlendirilmektedir. Herhangi başka bir kaynakta toplu olarak bulunması zor olan sayısal verilerle zenginleştirilen Dünya Sinema Sanayii, her sinemaseverin el kitabı olacak nitelikte bir bilgi-belge kaynağıdır.

I Misteri Di Istanbul / İstanbul Gizemleri

Edizioni del Torchio, Roma, 1998

Dracula, Mito Perenne / Dracula, Sonsuz Mitos

Edizioni del Torchio, Roma, 1998

Doğu ve Batı Kaynaklarına Göre Şeytan

Karizma Yayınları, İstanbul, 1999 (3 Basım)

(Arif Arslan İle)

Arka Kapak

Şeytan kovma zamanı!İnsanın doğumuyla başlayan Şeytan’la yaptığı mücadele. tarih boyunca devam edegelmiştir. . Şeytan görevi icabı insanları kötülüğe yönlendirirken ve kötülüğün egemenliğini kurmaya çalışırken; insan. mayasında bulunan iyiliği savunmaya ve kötüye ve kötülüğün kaynaklarına karşı mücadelesine devam etmektedir. Tarih boyunca süren bu mücadeleye rağmen Şeytan. bizler için bir bilinmez olma özelliğini korumaktadır. “Düşmanını bilmeyen dostunu da bilemez” kaidesine göre yüzyıllardır insanı kötüye yönlendiren Şeytan’ı tanımak gerek. Şeytan’ın sıfatları nelerdir. neleri sever. dostları kimlerdir. insanı etkilerken ne gibi yollara başvurur? Kafanızdaki soruları gidermek ve pek bilinmeyen bir konu hakkında bilgi sahibi olabilmeniz için hazırlanan bu kitap. güvenilir kaynaklara başvurularak titiz bir çalışmayla hazırlandı.

Doğu ve Batı Kaynaklarına Göre Cinler

Karizma Yayınları, İstanbul, 1999 (3 Basım)

(Arif Arslan İle)

 

Arka Kapak

Cin çarpar mı?İnsanoğlunun en büyük merakı. görmediği ve bilmediği şeye karşıdır. Cinler de bunların başında gelir. Cinler hakkında gerek gözle görme. gerek çarpılıp zarar görme şeklinde anlatılan ve yaşanılan binlerce olay var. Bu olayları basit bir şekilde değerlendirip. “halüsünasyon” veya “korku” yahut da “hayal” deyip geçiştirmek. olayı çok yüzeysel olarak ele almak olur. Bunların bir hakikati mutlaka vardır. Biliyoruz ki. bizim dışımızda gelişen yüzlerce veya yüz binlerce olay var. O zaman bunların araştırılması ve neticede bir kanaate varılması gerekiyor. İşte bu düşüncelerden hareket edilerek hazırlanan bu kitapta. konu ile ilgili Doğu ve Batı’dan sağlam kaynaklara başvurularak bu gizemli konuların üzerindeki sır perdesinin aralanması amaçlanmıştır.

Doğu ve Batı Kaynaklarına Göre Ruhçuluk ve Reenkarnasyon

Karizma Yayınları, İstanbul, 1999

(Arif Arslan İle)

Arka Kapak

Ruh yeniden doğar mı?
Öteden beri. insanoğlunun ebedi yaşama arzusu vardır ve bu ona yaratılışla beraber verilen bir duygudur.
Çünkü ruh sonsuz arzu ve isteklerle donatılıp. sonsuzluğa göre yaratılmıştır. Ölümün kaçınılmaz olduğunu gören insanlar ise. bu histen kendilerini kurtarmak için neye. nasıl inanacaklarını şaşırmış durumdadırlar. Bu şaşkınlığa sebep olan hususlardan biri de bu kitabın konusunu oluşturan ‘Ruhçuluk’ ve onun uzantısı sayılan ‘Reenkarnasyon’dur.Her vesileyle gündeme getirilen ve hak bir inançmış gibi gösterilmeye çalışılan Reenkarnasyon’un ne olduğunu ve nerelerde. nasıl tıkandığını. ruhçuluk ve ruhçuluğun uzantılarını cinlerin saptırmalarını. hipnoz ve hipnozun saptırılarak reenkarnasyona delil olarak gösterilmeye çalışıldığı gibi konuların gerçek yüzünü bu araştırmada göreceksiniz.
dogu-ve-bati-kaynaklarina-gore-buyu20130503171059

Doğu ve Batı Kaynaklarına Göre Büyü

Karizma Yayınları, İstanbul, 1999 (3 Basım)

(Arif Arslan İle)

Arka Kapak

Büyünün büyüsü!Büyü, kendine has kültürüyle insanlık tarihi boyunca bütün medeniyetlerde ve bütün zamanlarda etkisini sürdürmüştür. Günümüzde de büyücülük, geniş halk tabakasından sosyeteye varıncaya kadar her yerde bir korku ve gizem kaynağı olarak dikkatleri üzerine çekmektedir. Giovanni Scognamillo ve Arif Arslan tarafından. sağlam ve zengin bir kaynakçaya başvurularak hazırlanan bu kitapta. Batı’dan Doğu’ya bütün kültürlerdeki “Büyü” ve “Büyücülük” hakkındaki bilgileri bulacaksınız.

Doğu ve Batı Kaynaklarına Göre Fal

Karizma Yayınları, İstanbul, 1999

(Arif Arslan İle)

Arka Kapak

İnsanoğlunun merak ettiği şeylerin başında kendisiyle ilgili hususlar gelir insan geçmişinden daha fazla bir şekilde- geleceğini, nerelere ulaşacağını, neleri kazanıp neleri kaybedeceğini, nasıl yaşayp nasıl öleceğini… merak eder. Merak edilen bu sorular ve konular, insanı geleceğe ait bilgileri araştırmaya ve medyum, falcı, bakıcı gibi insanlara yöneltmiştir. Oysa bazı şeyler vardır ki, öğrenildiği zaman insanın huzurunu ve rahatını kaçırabilir. İnsanların bu konuyla ilgili temel sorularına farklı bir bakış açısı getiren bu kitap, fal ve falcılığın tarihi gelişimini, Doğu ve Batı kaynaklarında nasıl değerlendirildiğini, titiz bir kaynakçanın ışığında sizlere sunuyor.

Mumyanın Mezarı

Kamer Yayınları, İstanbul, 1999

(Jean Gennaro takma adı ile)

Bilge Karınca Yayınları, İstanbul, 2006

(Giovanni Scognamillo olarak)

Arka Kapak

On ay süren yoğun bir çalışmadan sonra, yüzyıllardan beri soyguncuların, arkeologların dikkatinden kaçan bir taş basamağın keşfi ekibi umutlandırdı. Kazıya devam edildiğinde taş basamakların bir mezara, hem de önemli bir mezara vardığı anlaşıldı.Ekipleri çoğaltıp altı gün sürece toprağı kazdılar, sonunda kocaman bir mezarın eşiğine vardılar. Karşılarında geçmişe açılan bir kapı ve kapının yanında mezar nöbetçisi köpek başlı Tanru Anubis’in heykeli yükseliyordu.Ancak bu buluşun ardından, yüzyıllardır tabutunda dirileceği intikam gününü bekleyen Ra Antef’in uyandıktan sonra saçacağı dehşet, kimsenin aklının ucundan bile geçmiyordu. Kehanet gerçekleşecek ve mumyayı rahatsız edenler, bunun bedelini ödeyeceklerdi. Giovanni Scognamillo’nun kaleminden gergin bir mumya romanı.

Astroloji ve Yıldızbilim

Karizma Yayınları, İstanbul, 1999

Karizma Yayınları, İstanbul, 2000

 

Arka Kapak

İnsanlık tarihinin en eski ilimlerinden biri olan ve yüzyıllardır olduğu gibi günümüzde de insanların ilgisini çekmeye devam eden Astroloji hakkında değişik görüşler bulunmaktadır. Klasik astroloji kitaplarından farklı şekilde, Astroloji’yi bir bilim olarak da inceleyen bu eser, yıldızların hareketlerinin insan hareketleri veya karakteri üzerinde etki yapıp yapmadığı konusunda da aydınlatıcı bilgiler içermektedir. Ayrıca, Astroloji’yle ilgili tanımlar, Doğu ve Batı’da Yıldızbilim, Astroloji’nin tarihsel evrimi, burçların anlam ve birbirleriyle olan ilişkileri gibi konuları bu kitapta bir arada bulacaksınız.

Fantastik Türk Sineması

Kabalcı Yayınları, İstanbul, 1999 ve 2003

(Metin Demirhan ile)

Arka Kapak

Daha önce yayımladığımız Türk Sinema Tarihi, başlangıcından günümüze Türk sinemasını ele alan önemli bir başvuru kitabı olarak okuyucu-izleyicilerce büyük bir ilgiyle karşılanmıştı. Fantastik Türk Sineması’nın en önemli özelliği ise en kenarda köşede kalmış, fazla ilgi gösterilmemiş, hep hasıraltı edilmiş karanlık (!) bir döneme ışık tutmasıdır. İki üç günde çekilmiş, dar bütçeli, teknik olanaksızlıklar yüzünden kimi zaman ‘absürd’ kimi zaman ‘trajik’ sonuçları olan filmlerdir bunlar. Ama ne olursa olsun sonuç her zaman ‘klasik’ ve ‘haysiyetli’dir. Çünkü çoğu ‘B’ tipi film, istemeden de olsa keskin bir zekanın, duygusallığın ve fedakârlığın sinemasıdır. Bu bir zekanın, duygusallığın çoğu televizyonlarda artık yalnızca zaman doldurmak için oynatılsa da, dünyanın her yerinde meraklıların ilgisini çekmiş, antolojilere alınmış, festivallerde gösterilmiştir. Fantastik Türk Sineması henüz bu keyfin tadına varamamışlar için muhteşem bir giriş niteliğindedir: Süpermenler, Süperkızlar, Killingler, Karaoğlan, Malkoçoğlu, Tarkan ve burada adını anamadığımız daha nicelerinin dünyası, masallar, yeşilçam kovboyları, bilimkurgunun ilk örnekleri sizleri bekliyor. Son bir söz: Kim Dünyayı Kurtaran Adam’ı izledikten sonra aynı kalabilir ki?

Frankenstein’ın Laneti

Beyaz Balina Yayınları, İstanbul, 2001

Arka Kapak

Yukarıda laboratuvarın kapısı açık duruyordu…
İkimiz de eve doğru baktık.
Paul kolumu kavrarken: ‘Victor!’ dedi.
Evin üst katında bir ışık parladı…
Laboratuvar da bir şeylerin hareket ettiği anlaşılıyordu.
Sürüklenen zincirin gürültüsü gecenin sessizliği içinde yankılanmaktaydı. Evet, yaratık zincirini duvardan koparmıştı.
Dama çıkan pencerede bir ışık parlayıp duruyordu. Zifiri karanlığa rağmen, yukarıda olanları görebiliyorduk. Yaratığın önce başı, sonra sallanan kolları göründü…

Beyoğlu Kabusları ve Diğer Öyküler

Okuyanus Yayınları, İstanbul, 2001

Arka Kapak

Beyoğlu’ndan, hayatımızdan, yürüdüğümüz yollardan, iş yerimizden, evlerimizden her gün “ruh”lar geçer, pek azımız fark ederiz. İnsanlara bakar, çok azını görürüz. Yanıbaşımızda binalar yok olur, yangınlar çıkar bilmeyiz. Giovanni Scognamillo, görmeyip geçtiğimiz, görüp fark etmediğimiz ya da fark edip görmezden geldiğimiz bu “ruh”lara, yaşanmış ya da yaşandı sanılmış anlara ve başka nice şeye korku öyküleriyle tanıklık ediyor ve diyor ki:
“Yaşamın bir parçasıdır kâbuslar, yaşamın içinden ve dışından gelir kâbuslar. Yaşamdan kaçamazsın, kâbuslardan da öyle.”

Erotik Türk Sineması

Kabalcı Yayınları, İstanbul, 2002

(Metin Demirhan ile)

Arka Kapak

Türk sinemasının tarihi yazılırken 70’li yılların ‘seks furyası’ utangaçlık ile küçümseme karışımı bir duyguyla görmezden gelinmiştir bugüne değin. Genel görüş, televizyonun aileyi sinema salonlarından koparıp eve kapattığı ve meydanın lumpen takımına kaldığı yönündedir.Erotik Türk Sineması, sinema tarihimizinin ihmal edilmiş bu ‘karanlık’ dönemine ait filmlerden oluşan bir galeri adeta. Banu Alkan , Müjde Ar, Arda Pekkan gibi bugün şöhretlerini belli ölçüde koruyanlardan Ahu Tuğba, Tülin Elgin, Leyla Sayar, Nur Ay, Sevda Ferdağ, Arzu Okay, Meltem Işık, Zerrin Egeliler, Mine Mutlu gibi isimleri gittikçe daha az duyduklarımıza kadar kimler yok ki bu galeride.Giovanni Scognamillo ile Metin Demirhan, neyin müstehcen, neyin erotik ya da pornografik olduğu türünden teorik tartışmalara fazla girmeden bir envanter çıkarmayı amaçlıyor. Geçmişimizle hesaplaşma cesaretini göstereceğimiz günler geldiğinde bu envanterin çok işimize yarayacağını ve bu filmler üzerinden cinselliğe, ahlaka, iktidara bakmanın zihin açıcı olacağı kesin.

Ziyaretçiler

Okuyanus Yayınları, İstanbul, 2004

Arka Kapak

Çevremizde sayısız kapı var, her biri farklı mekana açılan. Bazılarını görüyoruz, her gün geçiyor, istediğimiz yerlere ulaşıyoruz. Fakat göremediklerimiz?
Ziyaretçiler, bizim göremediğimiz o kapıların birinden geçen ve biri daha hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının anlayan bir adamın hikayesi. Tarih boyunca, bu deneyimi yaşayan başka insanlar da olduğunu fark ediyor. Durumun ciddiyetini ve kendisini nasıl değiştirdiğini görüyor…
Sonuçta bir tercih yapması gerektiği anlıyor.
Siz.. gerçeklere yaklaşmaya, bu kapıdan geçmeye hazır mısınız?

Bay Sinema: Türker İnanoğlu

Doğan Kitap, İstanbul, 2004

Arka Kapak

Bu kitabın yazılışı beş yıl sürdü, büyük bir hız ve heyecanla başladı; üst üste yapılan görüşmelerle… Sonra, İnanoğlu her zaman çok meşgul bir adam olduğundan, duraklamalar oldu; yazılanlar yeniden yazıldı, eklemeler yapıldı, bu eklere başka ekler eklendi, kimi bölümler kısa geldi, uzatıldı. Sonra… Kimi bölümler kısa geldi, birleştirildi. Müsveddeleri her okuduğunda İnanoğlu’nun aklına başka ve yeni anılar, olaylar geldi, onları ekledik, kimilerini değiştirdik. Gördüğünüz gibi, Türk sinema tarihinin büyük bir dönemini her yönüyle ele alan, bol resimli, bol belgeli bu kitap yaşayan bir büyük sinema adamının anlatımıyla görkemli bir belgesel anı albümüne dönüştü. Bu kitap hazırlanırken Bay Sinema’nın geniş hatta çok geniş resim, kupür arşivi tarandı, listeler çıkarıldı, eksik görünen resimler, afişler temin edildi; günler, haftalar, aylar ve seneler geçti. Zaman oldu çok şikayetçi oldum, zaman oldu neredeyse kitaptan koptum araya başka kitap çalışmalarım girdiği için… Ara sıra İnanoğlu’nu ben suçladım ya da o beni suçladı. Şu oldu, bu oldu, yazıldı, çizildi, yeniden yazıldı, yeniden çizildi, sayfa düzenleri değişti, resimler gitti geldi ve bir gün karşımda büyük boy beş yüz küsur sayfalık bir kitap buldum. Sonunda Bay Sinema noktalanmış, son (sandığım) ekler yapılmıştı. Rahat bir nefes almak hakkımızdı. Kitaba baktığımda son derece memnunum, eminim Türker İnanoğlu da öyle. Çok eski bir tasarımızdı “Türker İnanoğlu kitabı” şimdi gerçek oldu. Ve tevazu bir yana, kanımca çok da iyi oldu.

Türk Sinemasında Şener Şen

Kabalcı Yayınları, İstanbul, 2005

Arka Kapak

Bu kitap sahneye çıktığı ilk günden, sinemaya gönül verip perdede devleşen bir oyuncunun izini sürmek, evrimini ve yarattığı karakterler galerisini gözler önüne sermek amacıyla yazılmıştır.
Şener Şen tanıdık bir yüz, içimizi ısıtan bir eğlendirici, bir komedyen, bir trajedi kahramanı, bir eski zamanlar hikayecisi olmanın ötesinde vicdanımız, sakarlığımız, aşkımız ve yoksunluğumuzdur; Şener Şen katıksız bizdir.Anılarımız, anlarımız, naif gülümsemelerimiz, gözyaşlarımız ve kaybettiklerimizle yeniden buluşmamızı sağlayan bir rehberin, bir oynamayan oyuncunun öyküsüdür anlatılan; bir. şaklabanlar, şaşkınlar, üçkâğıtçılar, namuslular, kaybedenler, yalnızlar resmi geçidi…Mazi gönlünde bir yara olanlar için, Şener Şen Kitabı!

Canavarlar, Yaratıklar, Manyaklar

PMP Yayınları, İstanbul, 2006

Arka Kapak

Giovannı Scognamillo’dan Dünya Korku Sineması Üstüne Kapsamlı Bir Yapıt.Herkül, Süpermen, Dracula, Doktor Moreau, Nosferatu, Zombiler, Karındeşen Jack, Frankenstein, King Kong, Godzilla, Kurt Adamlar, Yaratıklar, Operadaki Hayaletler, Mumyalar…

Ayrıca envai çeşit manyaklar, çeşit çeşit uzaylılar, acımasız sapıklar, arayıp da bulamayacağınız türden psikopatlar, kurbanını hunharca öldüren katiller, tabutlarda yaşayan ölüler, eli testereli caniler, yeniden dirilen mumyalar ve bilumum gariplikler…

Canavarlar Yaratıklar Manyaklar, tam 38 yıllık sabırlı bir çalışmanın ürünü. Giovanni Scognamillo bu kitabında, fantastik sinema ve korku sinemasının yarım yüzyıllık bir ruh coğrafyasının sırlarını açıklığa kavuşturuyor.

Dehşet Öyküleri

PMP Yayınları, İstanbul, 2006

Arka Kapak

Karanlık İstanbul sokakları, olağanüstü olaylar, cinayet, macera, acımasızlık ve ürperme…
Dehşet Öyküleri’ndeki karakterler: güler yüzlü meczuplar, ara sokaklardaki iğrenç yaratıklar, gizli sapkınlar, bilinmeyen yaşamlarıyla ilgi çekici kahramanlar, kimsenin bahsedemediği, söze dökmeye cesaret edemediği ve hatırlamak istemediği ürpertici olayları yaşayanlar.Ve bu öyküleri okuyanlar, gerçek canavarların kim olduğunu bilenlerdir belki…Sinemanın ‘kült’ yazarı Giovanni Scognamillo’dan ‘göre’ ve mizahi üslubu kuvvetli öyküler.”Canavarlar özgür dolaşıyor ve şafakta suçsuz bir insan asılacak.”

Bir Levanten Şövalye

İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2008

(Emel Armutçu ile)

Arka Kapak

Bahtını Doğuda aramak için Batıdan kopup buralara yerleşenlerin son temsilcilerinden. Batı mantığıyla düşünürken İstanbul’un duyguları ve heyecanıyla hisseden bir İtalyan. Hem Batılı, hem Doğulu olmayı külfet değil nimet sayan, iki kültür arasında Araf’ta kalmak yerine eserlerini bu iki kaynaktan zenginleşerek veren ve tam da bu nedenle İtalya tarafından “Şövalye” ilan edilen bir levanten…

Giovanni Scognamillo – Aşk ve Korku Aylin Ünal

Hayal-Et Kitaplığı, İstanbul, 2009

 

Arka Kapak

“Giovanni, çok az sayıda olan harika insanlardan birisidir. Sadece yazar olarak değil. Benim için Giovanni aynı zamanda bir düşünür, felsefeci. Benim sanata, edebiyata bakışımı belirleyen önemli insanların başında geliyor. Onunla oyuncaklara bile bakışım değişti. Ben çizgi romanları onunla daha çok sevdim. Edebiyatı daha çok sevdim.”
Metin Demirhan”Giovanni sinemalarda büyüdüğü, sinemalarda yetiştiği için tam bir sinemacı ve filmci oldu. Dünya sinemasının çok iyi bilen biriydi. Örneğin 1956’da çekilmiş bir x filmi kameramanına kadar, oyuncusuna kadar takip eden, bilen kişiliği vardı. Bir defa her şeyden önce Giovanni tam bir entelektüeldir. Çok okumuştur. Filozoftur. Kimsenin arkasından konuşmayan, içine kapanık, dedikodu yapmayan tamamen kendine kapalı, tamamen kendini okumaya vermiş bir kişi. Bu özellikleri tabii hemen yaklaşınca fark ediliyor. Fark ettikten sonra da etki altında kalıyorsunuz zaten. Kendisi bilgiyi düşünen kişi. Bana kalırsa günümüzde artık nesli tükenenlerden bir tanesi.”
Türker İnanoğlu”Beklediğim gibi bir baba. Bunu söyleyeyim. Bu her şeyi açıklıyor.”
Sandra Scognamillo”Benim de dostlarımdan biri Giovanni’dir. Kişi, görüş birliğine vardığı insanlarla dostluk kurar. Yani onunla ortak bir ilgi alanım da var: Sinema. Herkesle böyle ortak bir ilgi alanım yok. Ve tabii zaman da çok önemlidir dostluklarda. Çok kişi vardı ama çoğunun fikirleri zamanla değişti. Giovanni ise tanıdığım zaman nasılsa hala aynı. Çok şeyler yaptı, o ayrı. Fakat aynı kişi. Hiç değişmedi. Ben de değiştiğimi zannetmiyorum. Bunun için bugüne kadar Giovanni benim değişmez dostum haline geldi. Eğer ben bir sinema yarışmasına jüri üyesi olsam gözüm kapalı yerimi Giovanni’ye terk edebilirim. O bir fenomen!”
Rekin Teksoy”Giovanni Scognamillo, Türkiye’nin, İstanbul’un, Beyoğlu’nun yakın tarihinin ve 1917’de ilk konulu filmler çekilmeye başlandığına göre de neredeyse tüm Türk filmleri tarihinin en yetkin tanığı ve belleğidir.”
Hakan Sonok”Giovanni gibi bir dostum olduğu için çok şanslıyım. Kısaca bu dostluğu tanımlamak gerekirse, aslında ikimiz de ışıklı bir sahnede gibiyiz. Giovanni, Chaplin’i bense büyümeye çalışan küçük bir kızı oynuyorum.”
Nalan Söylemez
vamp

Vampir Manifestoları

Marjinal Kitaplar, İstanbul, 2011

(Aylin Ünal ve Fatih Danacı ile)

 

Arka Kapak

Bu kitabın uzun bir geçmişi vardır: 80’li yıllarda, bir bölümü hariç ingilizce olarak yazıldı ve kimi bölümleri ABD’de ve Hollanda’da Vampir fanzinlerinde yayınlandı. Yirmi yıl geçti bir kez daha ele alındı fakat tamamlanamadı derken son bir karar verildi ve bir dizi ek bölümler katarak yeniden gündeme getirildi, yeni bir yaklaşım ve yorumla. Aslında bu kitap iki ayrı kitaptan oluşuyor: Vampir mitolojisini inceleyen bir kitapla ve vampirlik konusunu kurgusal alanlar ile ele alan, genişleten ve bambaşka bir sonuca varan bir ek kitap. “Hepimiz Vampiriz” tezi tutar mı, tutmaz mı? Onu bilemeyeceğiz ama kanımızca vampir mitosunu ve bu mitosun dünyasal boyutlarını mantıksal olarak açıklayabilecek, açıklayabilen bir tezdir veya bir tez denemesi.

Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam

Küre Yayınları, İstanbul, 2011

Arka Kapak

Nijat Özön’ün sınıflandırmasıyla “sinemacılar dönemi”nde yazmaya başlayan Scognamillo, yazılarıyla sinemamızın değişim ve dönüşüm sürecini ortaya koyarken; öte yanıyla eleştirmenlik mesleğini ve aynı dönemde yazan eleştirmenlerin gelişimini de kronolojik bir seyirle takip ediyor.Scognamillo’nun 1961-2004 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde yazdığı eleştiri yazılarının ve makalelerinin derlendiği kitapta, bunlara ilaveten, özellikle 1990’lardan sonra kimi dergilere verdiği röportajlar da mevcut.

Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam, bugün eksikliği hissedilen kriterli eleştirinin geçmişteki örneklerini sunarken, aynı zamanda bir dönemin sinemayla irtibatına da ışık tutuyor.

Hayal Perdesi Kitaplığı’nın yedinci kitabı olan Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam, Türkiye basınında en uzun süre yazan sinema eleştirmenlerinden Giovanni Scognamillo’nun gazete ve dergilerde yazdığı tanıtım ve eleştiri yazılarını, makalelerini ve vermiş olduğu söyleşileri içeriyor. Küre Yayınları’nın çıkardığı yönetmen serisi kitaplarından sonra, sinema eleştirmenlerinin yazılarının derleneceği Türk sineması araştırmaları serisinin ilk kitabı olan bu çalışma, ayrıca Scognamillo’nun yazarlık serüvenini ifade ettiği gibi 1960’lardan günümüze değin Türk sinemasının tarihini de açıklıyor.

Sinemamızın “altın yılları” olan 1960’larda sinema eleştirmenliğine başlayan ve yaklaşık elli yıldır da çeşitli gazete ve dergilerde yazan Giovanni Scognamillo’nun yazıları, aynı zamanda bir dönemin sinemayla irtibatına da ışık tutuyor. 60’larda yetişen sinemacıların motivasyonlarını, sinemayla olan organik bağlarını ve ruh hallerini de özetliyor.

Giovanni Scognamillo’nun 1961-2004 yılları arasında Akşam, Hey, Yedinci Sanat, Yeni Sinema, Beyazperde, Milliyet Sanat gibi gazete ve dergilerde yazdığı eleştiri yazıları ve makalelerin derlendiği kitapta, bunlara ek olarak özellikle 1990’lardan sonra Nokta, Yeni İnsan Yeni Sinema ve Yeni Film dergilerinde yayımlanmış röportajlar da bulunuyor.

Sevgili Halit – Halit Refiğ’e Mektuplar

Everest Yayınları, İstanbul, 2011

(Oğuz Atay, Pakize Barışta, Yıldız Kenter, Adnan Saygun, Sami Şekeroğlu ve İlhan Usmanbaş ile)

 

Arka Kapak

Bir dönem: 12 Mart sonrası -12 Eylül öncesi. Çalkantılar, huzursuzluklar içindeki Türkiye.Bir avuç aydın sanatçı hem toplumsal, hem bireysel sancılarla var olma mücadelesi veriyor. Yurt içinde ve yurt dışında. Birbirlerine yazdıkları mektuplarla soluk almaya çalışıyorlar.

Şimdi sararmış o sayfaları Türk sinemasının usta yönetmeni Halit Refiğ bugün ve gelecek zaman için saklamış…

“Sevgili Halit Bey mektupların yayımlandığını göremedi. Bu mektuplar birer emanet gibi geliyordu bana. Sanat, kültür, düşünce hayatımıza katkılarının büyük olacağını vurgulamak zorundayım. Şimdinin kof ortamıyla 1970’lerin çarpıntılı, kaygılarla yüklü, hep ‘güzel’ bir şeyler yapmak ülküsüyle dolup taşan ortamını, o bambaşka ortamı kıyaslayanlar elbette çıkacaktır.”
-Selim İleri-

Sevgili Halit bir mektup-roman gibi okunuyor.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.