The Dark Knight Rises (2012)

You could have gone anywhere, but you came back.

10. ve son Batman filmi (şimdilik) ve bu yazı sadece bu filmi anlatmakla kalmayıp, diğer Batman filmlerini de derleyip toplamalı. O yüzden bu yazıda yazdığım tüm Batman filmlerine link vereceğim ki, bir işe yarasın.

İlk Batman’lerimiz 1943 ve 1949 tarihli 15’er bölümlük sinema için yapılmış arkası yarınlar şeklindeydi. Bu Batman’lerde Batman ve Robin karakterleri hariç (!) çizgi romanla bir bağlantı yoktu. Daha sonra 1966 yapımı Batman: The Movie geldi ki bu camp filmi bir televizyon dizisinin uyarlamasıydı. Dikkat çekici Batman filmlerini başlaması Tim Burton ile oldu diyebiliriz. 1989 ve 1992 yıllarında Michael Keoton’lı iki Batman filmi çekerek Joker, Penguen ve Kedi Kadın’ı tanıttı. (1966 yapımını filmden saymadığım için bu filmleri mihenk taşı olarak görüyorum.) Burton’dan sonra Joel Schumacher, kendince (!) 1995 ve 1997 yıllarında iki tane film çekerek Val Kilmer ve George Clooney’i Batman yaptı. Aynı zamanda da İki-Yüzlü, Bilmececi, Mr. Freeze, Zehirli Sarmaşık ve Bane’i de filmlerine öylemesine (!) soktu. Schumacher’den sonra bayrağı devralan doğru kişi (?) Christopher Nolan oldu. (Bana doğru geliyor da herkes aynı şeyi düşünmeyecektir.)

Nolan, Burton’ın yarattığı karanlık evreni aldı ve karanlık bir hikayeye dönüştürerek sadece bir süper-kahramanı kitaptan çıkarmakla kalmadı, aynı zamanda bu dünyanın sert gerçeklerine de adapte etti. Oysa ki Batman’in kendi dünyası ve bu dünyada yaratılmış düşmanları vardı. Nolan distopik bir yaklaşımla Batman’in ayaklarını yere bastırdı. 2005 ve 2008 yıllarında iki film çeken Nolan Batman’i bir üçleme olarak düşündü. Ve üçlemeyi serim düğüm çözüm bölümlerine uydurdu. Batman Begins’de Bruce Wayne’in Batman olma hikayesi verilirken, The Dark Knight’ta Harvey Dent’in Beyaz Şövalye olması uğruna kendini feda eden bir Batman vardı. Ve böylece Kara Şövalye olmuştu. Üçlemenin son halkası olduğu söylenen The Dark Knight Rises ise Batman’in tekrar kendini bulma serüvenini konu almaktaydı.

Senaryoyu kardeşi ile birlikte yazan Nolan, karakterlerde çizgi romana bağlı kalırken, geçmiş hayatlar ve gerçeğe uyarlama kısmında eserden uzaklaştı. Genel yapısı üç ayrı çizgi romana dayanan The Dark Knight Rises’da; Batman’in Bane ile karşılaşmasını içeren Knightfall’dan, Gotham’ın dış dünya ile bağlarının kopmasını içeren No Man’s Land’den ve Batman’in 8 yıl ortadan kaybolup geri dönmesini içeren The Dark Knight Returns’den yararlanıldı. Ve filmimiz The Dark Knight’ın bittiği yerden başladı. Tek farkla, 8 sene sonrasında..

Harvey Dent’in ölümünden ve Komiser Gordon’un Dent ile ilgili söylediği yalanın üzerinden 8 yıl geçmiştir. Gotham sonunda suçtan arınmıştır. Batman yok olmuş, Bruce Wayne de inzivaya çekilmiştir. Seline Kyle isimli bir hırsızın parmak izini çalması, John Blake isimli polisin sırrını öğrenmesi ve Bane isimli maskeli bir haydutun Gotham’da terör estirmesi sonucu Bruce Wayne Kara Şövalye olarak dönmek zorunda kalacaktır.

The Dark Knight Rises’ın oyuncuları, bir kaç yeni eklenen dışında aynı. Bane rolünde Tom Hardy var ki, karakterden ziyade, fiziksel yapısıyla ekranı dolduran, çizgi romandan çıkmış biri gibi. Memur rolünde Joseph Gordon-Levitt varken, Selina/Kedi Kadın rolünde Anne Hathaway var. Bu arada filmde hiç bir yerde Kedi Kadın geçmiyordu. Bir de Selina’yı Tim Burton’un Selina’sı ile kıyasamak gerekir. Kedi Kadın’ın çizgi romanda hırsızlık dışında bir özel gücü olmaması Michelle Pfeiffer’dansa, Anna Hathaway’e daha çok yaklaştırıyor.

Miranda / Talia’yı ise Marion Cottilard canlandırıyor.

Spoiler!!! Göster

The Dark Knight Rises üzerine eklene eklene çok karaktere sahip olmuş bir film. Yani eğer Batman Begins’i ve The Dark Knigt’ı izlememişseniz, her ne kadar filmin içinde hatırlatmalar olsa da, ne olayları ne de gidişatı takip edebilirsiniz. Bunun sebebi de çizgi roman dünyasındaki çok karakterlilik özelliği. Bunu yapıyor olması, hem çizgi roman okuyucusunu hem de sinema seyircisini aynı anda memnun etme hissinden olsa gerek. Bu aynı zamanda Nolan’ın ana eksende hikayeye tutunmasını, ama küçük ayrıntıları değiştirmesini beraberinde getiriyor. Bunlar genellikle karakterlerin geçmişlerine dair değişikliklikler oluyor, ki bunu daha önceki yönetmenler de yapmıştı. Şurası çok net, Nolan her ne kadar çizgi romandan yola çıkıyor gibi dursa da, sevdiği kahramanın hikayesini alıp, baştan yazdığı filmler yapmış gibi duruyor.

Nolan’ın her üç filmi de iyi yaptığı aşikar. Ve bu filmlerin benim Batman filmlerimin zirvesinde olduğu da. Bütün filmler uzundu ama The Dark Knight Rises da 2 saat 45 dakikka gibi bir süreye sahipti. Süre uzun olmasına rağmen heyecan hiç azalmadığı için, göz kırpmadan izlendiğini söylemeliyim. Bir süper kahramanı alıp gerçeklikle yoğurarak önümüze koyması, ondan sonra gelecek yönetemenlerin işini zorlaştırıyor gibi durabilir. Sonuçta çıtayı çok yükseltti. Ama filmin sonunda aralık bıraktığı bir kapı var ki, devam edecekseniz burdan buyrun der gibiydi.

İyi Seyirler..

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.