The Dark Knight (2008)

You either die a hero or you live long enough to see yourself become the villain.

Yazı oldukça fazla spoiler içerir, filmi izlemediyseniz keyfiniz kaçabilir.

Nasıl ki Batman Begins çizgi romandan esinlenip kendi senaryosunu oluşturduysa, The Dark Knight (Kara Şövalye) de bunu yapıyor, en çok da şu çizgi roman kitapları üzerinden: Joker’in Gotham’a tanıtıldığı Gülen Adam, Harvey Dent’in dönüşümünü anlatan Bitmeyen Cadılar Bayramı, ve Joker’in karakterini anlamamızı sağlayan Öldüren Şaka. Bu kitapları okumamış olsanız da, çizgi roman kültürünüz olmasa da, ilk filmi izlemiş olmanız neler olup bittiğini kavramanız için yeterli. Çünkü filmin yönetmeni Christopher Nolan hikayesini bir süper kahraman üzerine baştan kurgulamış ve sıralı gidiyor. Kara Şövalye için bir süper kahraman filmi demek ne kadar doğru olur tartışılır. Batman hala Batman ama bu filmde daha çok gizli bir ajan gibi çalışıyor. Karşısında da süper güçlerle donatılmış kötüler değil, can almaktan çekinmeyen azılı katiller var.

Her Batman filmiyle bize sunulan yeni kötü karakterlere alıştık. Bu filmde de iki yeni kötücül karakterimiz var. Bunların ilki ve en güçlüsü Joker. Joker ilk kez (1966’yı saymıyorum) Tim Burton’ın 1989 tarihli Batman filmi ile sinemaya adım atmıştı. Ama bu filmde Joker, o Joker gibi yumuşak değil aksine oldukça sert resmediliyor.

Müthiş planlı çalışan ve azılı bir katil olan Joker Gotham’da terör estirmeye başlamıştır. Hedefi her zamanki gibi Batman olan Joker ilk etapta gangster liderlerine yüklü bir meblağ karşılığı Batman’i ortadan kaldırmayı teklif eder. Bu teklifi kabul edilmez ama ne zaman ki gangsterlerin Hong Kong’daki vekilleri kaçırılır, Joker’in teklifini o zaman kabul ederler. Joker’in ilk adımı, Gotham yetkililerini bir bir öldüreceğini açıklamak olur. Bu durumda Batman kimliğini açık etmek zorunda kalacaktır. Ama bu görevi savcı Harvey Dent üstüne alır ve Batman olduğunu söyler. Yapılan plana göre Joker’i kıstıracaklardır. Öyle de olur ama Joker kaçmanın bir yolunu bulur. Batman ile aralarındaki sonsuz kavgadan, ölenlerin yanında bir de Two-face (İki-Yüzlü) çıkacaktır.

İkici kötücül karakterimiz olan İki-Yüzlü, ilk kez sinemada 1995 tarihli Batman Forever ile pembe makyajlı (!) olarak boy göstermişti. Ama İki-Yüzlü’nün dönüşüm hikayesi burada o filmden oldukça farklı anlatılmış. Çizgi romandan da farklı anlatılmış. Orjinalinde mahkeme salonunda patron Maroni’nin yüzüne asit fırlatması sonucu yüzünün yarısı eriyen ve beyni etkilenen Harvey bu filmde bir ölüm kalım anında yüzüne bulaşan gaz sonucu yanarak İki-Yüzlü’ye dönüşüyor. Hikayenin bu şekilde anlatılması, dramatik yapıyı güçlendirmek için olmuş.

Filmin oyuncularına, yeni eklenen Heath Ledger ve Aaron Eckart’ın dışında Rachel rolünü oynayan Katie Holmes değişmiş ve yerine Maggie Gyllenhal gelmiş. Açıkçası ben Maggie’nin oyunculuğunu daha çok beğendim. Oyunculuk demişken bu filmi ve Heath Ledger’ı pas geçmek olmaz. Heath Ledger’ın performansı hakkında çok konuşuldu. Her ne duyduysanız doğru, performansı üst düzeyde. Rolden çıkıp karaktere bürünmüş, her şeyi yapabilecek kadar duygusuz bir piskopatı canlandırıyor. Batman Forever’daki Jack Nicholson’un canlandırdığı, çizgi romandan çıkmış karakteri alıyor ve insan yapıyor. Onun bulunduğu her sahnede, diğer rolleri çaldığı için Joker’i ikonalaşıyor. Hatta o kadar ki, filmi bir Batman filmi olmaktan öteye götürüyor. Gerçek hayatta da bu filmden sonra türeyen Joker hayranlarının artması, başarıyı gösteriyor. Batman ilk filmden bildiğimiz Batman ama karşısına gelen kötü karakterle birlikte sönükleşiyor. Hep anarşist bir ruhu olan, hiç bir kuralı olmayan Joker’in karşısında kuralları olan Batman fazla direnemiyor. Ve filmin sonunda kaos temizlenmiş gibi dursa da, aslında Joker kazanıyor. Kazanıyor kazanmasına ama gerçek hayatta bu böyle olmuyor. Joker’i oynayan Heath Ledger film gösterime girmeden kısa bir süre önce ölüyor. Tabi tüm bunların hep raslantı olduğunu bilerek yazıyorum. Yoksa filmdeki çeteler-polis ilişkisi ya da rüşvet-yolsuzluk ya da telefonların dinlenmesi konuları tamamen rastlantı olmalı. Tüm bunlar bizim dünyamızın karanlık bir alegorisi diyelim konuyu kapatalım. Peki sonra ne oluyor biliyor musunuz, Heath Ledger ölümünden sonra o sene En İyi Yardımcı Erkek Oscar’ını alıyor.

Nolan’ın yarattığı, neredeyse bir yeneni olmayan bu sonsuz kavga filminde kaos ve şiddet filmin sonuna kadar devam ediyor. İki buçuk saat boyunca göz kırpmadan izlenen bu film, ve devam eden şiddet görüntüleri haliyle yaşı küçük izleyicilere zarar verebileceği için 13 yaş sınırı getiriliyor. Bu haliyle küçük çizgi roman okurları için olmaktan da çıkıyor.

Şayet Batman Begins’i izlediyseniz ve sevdiyseniz bu filmi tavsiye ederim.

 

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.