Batman Forever (1995)

My life’s an open book. You read?

DC Comics firması için Bob Kane tarafından yaratılan Batman karakteri üzerine temellendirilmiş bir başka film daha.. Batmanimizin yeni bir yüzü, yeni bir kız arkadaşı ve iki yeni düşmanı var. Batman’e can veren yeni yüz Val Kilmer iken; kız arkadaşını Nicole Kidman oynuyor. İki kötücül karakterden İki-yüzlü’ye (Two-face) Tommy Lee Jones; Bulmacacı’ya (Riddler) ise Jim Carey hayat vermiş. Yönetmen koltuğunda bu sefer Joel Schumacher oturuyor ve alıyor Tim Burton’ın karanlık ve masalsı dünyasını, neon ışıklarıyla bezeli bambaşka bir şeye dönüştürüyor. Böyle olunca da bir filmden ziyade bir televizyon şovunu andırıyor.

Film, Bruce Wayne’in ilk* Robin’i nasıl bulduğunu da anlatıyor. Bir sirkte ailesi ile çalışan Dick Grayson, İki-yüzlü tarafından öldürülen ailesinin intikamını almak üzere Batman’e katılır ve Robin olur. (*Çizgi romanda daha sonra çıkacak olan Robin’ler olduğu için Dick Grayson’a ilk Robin dedim.) Bu arada karşılarında yer alan, eski bir savcı olan İki-yüzlü ve eski bir Wayne Şirketi çalışanı olan Bulmacacı ile ‘birlikte’ uğraşmak gerekecektir. Çünkü bu iki kötücül karakter güçlerini birleştirmiştir. Bu yeni karakterlere Bruce’un (Batman’in) yeni sevgilisi olmaya aday Dr. Chase’in de eklenmesiyle macera başlayacaktır.

Senaryoda az yer kaplasa da, İki-yüzlünün hikayesi kısaca veriliyor. (Daha uzun bir hikaye için Nolan’ın filmini beklememiz gerekecek.) Bulmacacı’nın ve Robin’in hikayeleri ise bir yer kaplayacak kadar uzun tutulmuş. Bu anlatımlar tamamen çizgi romana bağlı kalınarak yapılmış. Hatta bütün film tüm o abartılı ışıklandırmasıyla çizgi roman havasında kalmış denilebilir. Abartılan sadece ışık kullanımı da değil; yer yer oyunculuklar da abartılmış. Buna örnek olarak İki-yüzlü ve Bulmacacı verilebilir. Gerçi sadece oyunculuk da değil ya, konunun içinde de abartı durumlar söz konusu ve bu da bir süre sonra izleyiciyi rahatsız edebiliyor. Dr. Chase’in Batman’e ilgisi, İki-yüzlü’nün Batman’e ilgisi, Robin’in tüm o dünyaya ilgisi bir süre sonra Bulmacacı’nın hal ve hareketlerini normalleştiriyor ve iyi işlenmiş bir karakter olarak ortada kalıyor. Bunda Jim Carey’nin karaktere kendinden eklediği özellikler büyük rol oynuyor. Evet Jim Carey güzel oturmuş da peki diğerleri? 1989 ve 1992 filmlerinde Michael Keaton’ı beğenmeyen ben Val Kilmer’ı görünce düşüncemden utandım. Ne o kıyafet, ne o vücüt ne o ifadeler hiç olmamış. Yani Batman’in bir saygınlığı varsa, ki var, o yerle bir olmuş gibi geldi, açıkçası üzüldüm. Sadece Val Kilmer değil, genel olarak Batman Forever’ın Batman’in ciddiyetini yok ettiğini düşündüm. Bu kadarı ancak bir çizgi filmde olabilir gibi geldi. Ama yine de Batman’in sinemadaki macerasında önemli bir film. Şunu söyleyebilirim ki, her izlediğim Batman yeni bir karakteri açıyor ve ayrıntılandırıyor. Bu çizgi romanlarında da böyle. Ama hiç çizgi roman okumamışsanız ve filmler vasıtası ile tanışacaksanız benim yaptığım gibi yıllara göre sıraya koyarak izlemenizi tavsiye ederim. Şu an durduğum noktadan baktığımda gördüğüm, bu filmlerin de kendi içinde bir bütünlük oluşturduğu. Her ne kadar yönetmenler bağımsız bir Batman filmi çekiyor gibi dursalar da, önceki filmleri göz ardı etmiyorlar. Yani kimse tutup bir re-make yapmıyor. Belki aynı karakterleri kullanıyorlar ama çizgi romandan beslenen bir uçsuz bucaksız konu evreni sunulduğu için, bir takım yeniliklerle gelebiliyorlar. Bu yüzden de çizgi roman okuyucusu / film izleyicisi sıkılmıyor.

Daha küçük bir yaş gurubunu hedef aldığını düşündüğüm bu filmi çok beğenmediğim anlaşılmıştır. Tim Burton’ların arkasına, daha önce çekilenlerin önüne bir yerlere koyuyorum ve rafa kaldırıyorum.

One thought on “Batman Forever (1995)

  1. […] bu filmleri mihenk taşı olarak görüyorum.) Burton’dan sonra Joel Schumacher, kendince (!) 1995 ve 1997 yıllarında iki tane film çekerek Val Kilmer ve George Clooney’i Batman yaptı. Aynı […]

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.