Batman and Robin (1949)

Batman: Really? Who did you think I was?

4 saat 23 dakikka süren bir başka Batman ve Robin vakası.. Bu sefer yönetmen koltuğunda Spencer Gordon Bennet var ki, bu serinin her ne kadar yine devamlılık ve başka türlü hataları olsa da, 1943’dekinden daha iyi olmasını sağlamış.

Bir önceki yazımda o dönemin ‘cliffhanger’ diye bilinen, bizdeki adıyla ‘arkası yarın’lardan bahsetmiştim. Sonuçta bu türün de kendi içinde bir mekaniği olduğu kesin. Seyirciyi bir hafta sonrasında sinemaya çekebilmek için, bölümü bir takım tansiyon yükseltici sahnelerle bitirmek gerekiyor. Bu bir uçak kazası, trafik kazası, yangın, patlama, boğulma, denizin tutuşması ya da binadan düşme olabiliyor. İşte, Batman ve Robin (1949) tüm bu klişeleri içinde barındırıyor.

Bu serimizde de Batman ve Robin’in karşısında tek bir kötücül insan bulunmakta. Yine devletin gizli ajanı olarak çalışan Batman ve Robin’in karşısındaki kötü The Wizard olarak bilinen büyücü. Yüzü gözükmeyen bu kara giyisili büyücü, denizaltı ile gidilen bir adadan uzaktan yöneterek işlerini yürütmektedir. Büyücünün adamlarının, uzaktan tüm mekanizmaları kontrol edebilen icadı çalmaları ile Batman ve Robin devreye girecek ve her bölüm başka bir şeyin peşine düşeceklerdir.

Her bir bölümü izlerken aklıma hep 1943 versiyonu geldi. O yüzden çokça kıyasladım. Her ne kadar mantık aynı olsa da, bu seride bir ilerleme olduğu kesin. Daha dün eleştirdiğim “Batman canını zor kurtarıyor” kısmının arkası yarın gerekliliği olduğunu anladığım için hiç o konuya girmiyorum. Ama şunu da söylemeliyim ki, Batman burada çok daha iyi dövüşüyor. Tabi yine dayak yiyor ve hatta şu cümleyi bile kurdurdu: “bu süper kahramanın tek süper yanı, bunca dayağı yiyip yiyip tekrar peşlerine koşmasını sağlayan azmi”.

Ben bu filmleri izleye izleye sonunda bir bütün olarak ele alıp bir şema çıkaracak gibiyim. Yani bu filmleri Batman’in çıraklık dönemi sayarsam, daha sonra kalfalık ve ustalık versiyonlarını da görebileceğim.

Gelelim beni çok güldüren bazı sahnelere; en çok uçaktan atlayan Batman’ın, atlarkan arkasından kapıyı kapatmasına güldüm. Sonra Batman ve Robin’in (gerçek isimleri Bruce Wayne ve Dick Grayson) evrak dolabına katlayıp koydukları kostümlerini çekmeceden alışlarına güldüm. Ve o Batmobile’in normal bir araba oluşu da eğlenceliydi. Söylememe bile gerek yok ama, çizgi romandaki haliyle pek alakası olmadığı aşikar herhalde. O yüzden hiç çizgi roman konusuna girmiyorum.

Son olarak oyunculara da değinmemek olmaz. Yok, nasıl rol yaptılar kısmına hiç girmeyeceğim. Bence 1943’ten iyiydiler. Ben bütün ekip için bazı şeyler söyleyeceğim. Filmde oynayan herkes bir 15 kişi falan. Bunlar sürekli her yerde karşılaşıp çarpışıyorlar. Batman’le Robin’in ‘yumruk salladığı’ o adamların da onlardan aşağı kalır yanı yok. Onlar da bir süper kahraman edasıyla hiç ölmüyorlar. Yani sürekli aynı adamlar gözüküyor.

Bence ben bu serileri izleye izleye alıştım. Bir de zaten siyah beyaz film seviyorum o yüzden de çok eğlendim. Beklentileri çekildiği yıllara göre ayarlayıp izlenirse, keyif verecektir.

One thought on “Batman and Robin (1949)

  1. […] Batman’lerimiz 1943 ve 1949 tarihli 15’er bölümlük sinema için yapılmış arkası yarınlar şeklindeydi. Bu […]

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.