Camille Claudel

I tolerate my faults but not at all other people’s.
Camille Claudel

Camille kaç kişiyi etkiledi acaba; hayatıyla, duruşuyla, erkeklere kafa tutuşuyla ve güzelliğiyle..

Beni etkilediği kesin daha çocuk yaşımda Anne Delbee’nin Bir Kadın’ını okuyup bu gizemli kadın hakkında bilgi toplamaya başlamıştım. Sonra dünya güzeli Isabelle Adjani’nin canlandırdığı Camille’i beyaz perdede izleme olanağı buldum. Dün bir kez daha izlerken şunu farkettim ki neredeyse 23 sene önce izlememe rağmen sahne sahne hatırlıyorum. Film boyunca durmadan konuştum ‘şimdi elini uzatacak şimdi şöyle bakacak’ gibi.

Camille Claudel..

Ünlü heykeltraş Rodin’in gölgesinde kalmış bir kadın. Rodin’in sevgilisi ve ilham kaynağı aynı zamanda. Rodin’in bir çok eserinin Camille’den çalıntı olduğuna dair bir şeyler okumuştum zamanında. Ama bu bilgiyi teyit edecek ne hevesim ne de ruhum var.

Hikayeyi bir çok kişi biliyordur. Camille küçük yaşından itibaren heykele merak salan yetenekli bir genç kızdır. O dönem kadınlar bu tür uğraşılar edinmemektedir ve o yüzden geri plandadırlar. Ünlü heykeltraş Rodin’in Camille’i fark etmesiyle birlikte yanında çalışır. İkili tutkulu bir aşk yaşamaya başlarlar ve sanatları birbirini yansıtmaya başlar. Taa ki Camille hamile kalana kadar. Rodin’den onunla evlenmesini ister ama Rodin uzun zamandır birlikte yaşadığı karısı olmayan ama öyle kabul edilen kadını bırakmayı göze alamaz. Bu Camille’i çok üzer. Ve o dönem tüm o kilise baskısı-korkusu ile kötü adledilen kürtajı yaptırmaya mecbur kalır. Bundan sonrası Camille’in Rodin’e olan sevgisinin nefrete dönüşmesi, onu bir tehtid olarak algılaması ve delirmesine kadar gidecek bir süreçtir.

Camille gerçekten delirir ve akıl hastanesine yatırılır. Ve 30 sene boyunca, ölümüne kadar hastanede kalır.

Camille Claudel2

İkinci film Camille’in akıl hastanesindeki günlerini konu alıyor. Vasat oluşu ve ağır ilerlemesi işte bu yüzden. Sonuçta hastanede aksiyon olmaz, tek aksiyon delilerin hareketleri.

Birinci film için Isabelle Adjani show olmuş diyenler olmuştu. Gerçekten de öyle, Camille Isabelle’nin güzelliği arkasında kalmış gibiydi ama akılda kalıyordu. İkinci filmde ise Juliette Binoche canlandırıyor Camille’i. Kendisini de çok sevmeme rağmen, belki sanatı ile ilgili herhangi bir görüntü olmamasından kaynaklı o ruhu hissedemedim. Hele bir de ilk filmi izlememiş olsam bunu yarısına gelmeden kapatabilirdim.

Camille Claudel.. Bu ismi anmayı ve yazmayı seviyorum. Bana aşkı hatırlatıyor. Birini delirecek kadar sevmenin ne demek olduğunu gösteriyor. Birini kötü yapacak kadar çok sevmenin.. Ve hatta sevgi ve nefret arasında ne kadar ince bir çizgi olduğunu da gösteriyor.

Ama tabi, çok yazık da dedirtiyor. Dahiyane bir yeteneğe sahip olup da hastane köşelerinde harcanmak.. “Hayatımı böyle bir yerde bitirmek için yapacaklarımın hepsini yapmadım, bundan başka şeylere de layığım.” diyen bir kadın Camille Claudel. Bunu diyor ama kimse duymuyor.

Kardeşi var bir de. Bir varsayıma göre ablasına aşık. İlk filmde bu çok net veriliyordu. İkinci filmde ise aşkını tanrıya yöneltmiş. Camille tüm inançlarını kaybedip de “Tanrı iyi diyorsun ama burda benim çürümeme göz yumuyor” dediğinde Tanrı’nın bizi sınadığını anlatıyor. Ve o da göz yumuyor.

Ve Rodin..

Çoğumuz Düşünen Adam heykeliyle biliyoruzdur malum yerden. Bu figürü ilk olarak Cehennemin Kapıları isimli sipariş esere dahil etmiş ve Dante’yi temsil ediyor. Bu figürün altındaki iki kapının yüzeyinde Dante’nin Inferno’sundan esinlenme sahneler var. Bu ve diğer bilinen Rodin eserlerinin yapım süreci birinci filme dahil edilmiş. Tabi Camille Claudel’in de bu eserlere katkısı gösteriliyor.

Uykulu Kuytu Puani: 4İlk film Camille’in yeteneğiyle başarıya ulaşmasından Rodin’le arasındaki ilişki sonrası çöküşüne ve akıl hastanesine düşmesine kadar olan süreci ele alırken, ikinci film hastane sürecinde Camille’in psikolojisini aktarıyor.

Benim tavsiyem, 1988 yapımı Camille Claudel’i izlemeden 2013 yapımını izlemeyin.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.