Abraham Lincoln: Vampire Hunter (2012)

Abraham Lincoln: History prefers legends to men. It prefers nobility to brutality, soaring speeches to quiet deeds.

History remembers the battle, but forgets the blood.

However history remembers me before I was a President, it shall only remember a fraction of the truth…

Simgesel anlatımı çok seviyorum. Örtsünler üstünü öyle, göstersinler bana, ben de düşüneyim. Eminim her Amerikalı kendi tarihini biliyordur da belki son dönem tarihi sapıttıranlar olmuştur ve böyle mesaj kaygılı filmler yapılıyordur. Spielberg’ün çektiği Lincoln’ü de düşünerek bu cümleyi sarfettim. Kontrol ettim bir de 2012 video filmi varmış Abraham Lincoln vs. Zombies.

Uykulu Kuytu Puani: 4Abraham Lincoln: Vampire Hunter adından da anlaşılabileceği gibi Lincoln’ün Amerika İç Savaşında verdiği mücadelenin simgeleştirilerek anlatılmış hali. O savaşı köleliliğin devam etmesini isteyen güneylilere karşı veriyordu bu filmde ise güneyli vampirlere karşı veriliyor.

Lincoln’ün Cumhuriyetçi olduğunu biliyorum. Ve köleliği kaldırmaya çalıştığını ve bu arada da Amerika’da bir iç savaş çıkardığını. Güneyin kölelik sisteminin devamını savunduğunu Kuzey’in ise tam tersi. Ben bu savaşı filmlerden biliyorum.
Lincoln’ün insanlara eşit haklar kazandırmak için mücadele ettiğini de biliyorum. Aynı zamanda çok dindar olmadığını da biliyorum ve pazarları kiliseye gitmediğini de. Ama o kritik anlarda Amerika’nın geleceğini düşünerek aldığı kararın doğruluğuna bakarak bunu çok önemsemiyorum.
Şimdi, ben bir Türküm ve Türkiye’den bakıyorum. Düşünememem normal, bir Amerikalı gibi. Kardeşin kardeşi kırdığı bir savaşta ki Lincoln bunu tanımlamak için ‘biz birbirimizi savaş meydanında tanıyan insanlar değiliz’ lafını etmiş biridir, aldığı kararın ne kadar zor olduğunu düşünüyorum. Zamanında bölücüğün ne olduğunu doğru anlamış/anlatmış olmalı ki, bu insanlar gelecekleri için mücadele eder hale gelmişler.
Lincoln için zor bir karardı evet, ama onun inandığı bir şey vardı ve bunun için savaştı. Ve bunu gelecek kuşaklar için yaptı. Tekrar etmem gerekiyor, bölücülük yaratacak bir şeye karşı yaptı.
Dediğim gibi ben Türkiye’den bakıyorum. Ve sadece Lincoln’e bakıyorum. Amerika’nın Lincoln’den sonra gireceği savaşlarda eleştirilmesini (ki ben de eleştiriyorum) onları ilgilendiren bir sebepleri olmamasına, bir açıklama yapamamalarına bağlıyorum.
Ama bugün durup da, üst üste Lincoln filmlerine rastlayınca ve Lincoln’ün karşısında vampirler, zombiler görünce, altında başka anlamlar arıyorum. Tarihi ne zaman çıkarırsın tozlu raflardan? Ancak tekerrür ettiğinde.
Elimizde eşitlik adı altında bölücülüğe karşı verilmiş bir mücadele var. 700 bin küsür de şehit. Özgürlüğün bölücülük demek olmadığını anlamış bir Amerika da var. Çünkü her ne kadar köle üzerinde duruyormuş gibi gözükse de, aslında ortada bağımsızlığını ilan edip birleşen eyaletlere karşı bir savaş var. O yüzden bu savaşın, Amerika’nın birliğini-bütünlüğünü bozacak herşeye karşı verildiğini düşünüyorum. Buraya kadar tamam. Beni düşündüren bundan sonrası.
Elimizde özgürlüğün bölücülük demek olmadığını anlamış bir Amerika var ve bu Amerika başka ülkelerdeki bölücülük girişimlerini destekliyor. İşte ben tam da buraya takılıyorum. O yüzden de Amerika sorumu anlasın diye onların anlayacağı dilden bir distopik hikayeyle durumu netleştirmek istiyorum.

Sevgili Amerika,

Öyle bir ülke düşün ki, insanlar yüzlerini siyaha boyuyor ve köle gibi davranıyor sonra da onlardan olmayan herkesi bize köle gibi davrandınız bizi ikinci sınıf yaptınız, haklarımızı kısıtladınız diye suçluyor. Böyle değişik yöntemlerle gerçek zencileri bile kendileri gibi boyanmaya falan zorluyorlar. O zenciler de öyle boyanmazlarsa gerçek zenci olamayacaklarına inandırılıyor falan.

Off çok baskıcı bir yaratım oldu bu. Sadece zenci olanları anlamak üzere yaratılmış gibi. Bu hikayede atlanan bir taraf var. Kimseyi ‘yıkayarak’ rengini açmaya çalışmayan sadece oldukları gibi kalmak isteyen ama buna da izin verilmeyen ve özgürlüğü kısıtlanan insanlar.
Şimdi Amerika, sen diyeceksin ki onlar da öyle yaşasın işte. O zaman ben de diyeceğim ki, sen son cümleyi anlamadın. Orası hem gelişme hem sonuç bölümünü içeriyordu.

Ama tabi daha üzerinde düşünüyorum bu hikayemin, mesela o ‘gerçekten’ baskı altında kalan insanları da birbirine düşürsem nasıl olur sence? Yani duble bir bölücülükten bahsediyorum. O zaman bunlar da birlik ruhunu kaybeder ve belki gelir el koyarsın ha? Ne dersin?
öptm by.

Hikaye mi mektup mu ben de anlamadım ama yazarken nedense hep Lincoln’ü düşündüm.

Kan akıtmaktan çekinmeyen ve bunu kendi ülkesinin aydınlık günleri için yaptığını söyleyen Lincoln’ün aslında ta o zamandan gösterdiği başka bir “yol” olabilir mi acaba? Yani tüm dünyaya eşitliği sağlamak için yapıldı derken amaç bölücülük yaratan/yaratabilecek herkesi temizlemek ve hatta Amerika’nın gelecek kuşaklarının bu bölünmelere gitmesine engel olacak kadar şehit vermek olabilir mi? Kendileri için gelecekte bunun olmamasını sağladıktan sonra diğer ülkeler üzerinde uygulanacak politika daha o zamandan belirlenmiş olabilir mi? Olabilir mi??
Yok canım, olamaz herhalde. Bunu düşünmek tıpkı Atatürk’ün ölümünden sonra heykellerle putlaştırılmasının, taaaaa o zamandan aslında gelecekte bir gün kolaylıkla yıkılmasını sağlamak için yapıldığını düşünmek gibi bir şey olurdu. Ve bu çok korkutucu olurdu.

Not: Ben en iyisi mi bir Passiflora içiyim uyuyayım.

One thought on “Abraham Lincoln: Vampire Hunter (2012)

  1. İstanbul

    Ne giydim ne giydin bloglarindan ya da surekli ‘olana’ verilen sanal tepkilerden sonra bu gayet guzel bir yazi olmus !

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.