Excision (2012)

Can you contract an STD from
having sex with a dead person?

Bazı filmler vardır sizi sadece susturur. Aslında çok şey düşünürsünüz ama nasıl anlatacağınızı bilemezsiniz. Excision işte böyle bir film. Benim dönem dönem hatırladığım ve kendimi çok suçladığım birini hatırlatıyor.

Gerek tipiyle gerek davranışlarıyla normal olmadığı en başta verilen Pauline, baskıcı bir anneye pasif bir babaya ve fiziksel bir hastalığı olan bir kızkardeşe sahiptir. Pauline o tuhaf görünüşünü, tuhaf dünyasını o kadar çok benimsemiştir ki, aslında hiç kurtarılacak birisi değil gibidir. Yeri geldiğinde dünyanın en mantıklı insanı olabilecek kadar deha bir zakaya sahip olması yaptıklarını da haklı çıkaracak ölçüdedir. Pauline için her şeyin mantıklı bir açıklaması vardır –kendi dünyasında.

Beni etkileyen ve izlenmesi gerektiğini düşündüğüm filmleri anlatmaya çekiniyorum. Böyle zamanlarda hep yaptığım şey örneklemeye kaçmak oluyor. Belki biraz Carrie, biraz May desem anlaşılabilecekken ne demek istediğim, ben başka bir şey söyleyeceğim.

Herkesin hayatında vardır birilerine kötü davranmak, birilerini dışlamak ve belki de bilmeden zarar vermek. Kendinize dönene kadar zararın büyüklüğünü farketmezsiniz bile. Ya da, size hiç dönmezse hiç bilmezsiniz. Ben bilenlerdenim.

Ortaokulda sınıfımızda vardı böyle bir kız. Ben ona da Pauline diyim. Gözlerinden çok hastaydı. Çok hastaydı. Şekil bozukluğu yaratacak kadar hastaydı. Göz kapaklarının içindeki sivilceler gözükürdü. Çok akardı gözleri. Orta sıranın en önünde tek başına otururdu. Ailesi onu anneannesine postalamış ve anneanne de yemeklerini kapının altından veriyormuş dedikodusu vardı bir de. Yıkanmaması, ellerinin gözeneklerinin kirden gözükmez hale gelmesi ve bitli olduğu söylentisi buradan geliyordu sanırım. Bir de hiç konuşmaması.

Pauline’i öğretmenler seviyor gibi gelirdi bana o zamanlar çünkü onunla ilgilenip başlarda söz vermeye çalışıyorlardı. Ama o hiç sesini kullanmadığı için hırıltılı, balgamlı, öksürüklü sesiyle cümleleri tamamlayamıyordu. Öğretmenlerin yaramazları cezalandırmak için Pauline’in yanına oturtturmalarını o zaman bile anlamlandıramıyordum. Sonra bu çocuklar bitlendik diye tenefüste ona saldırıyorlardı. En yakın arkadaşımın ablasına bu çocukları şikayet ederek uyarttırıyorduk. O kadardı. Bunu farkeden öğretmenimin beni kenara çekmesini ve ‘biliyorum sen yaparsın, lütfen Pauline ile arkadaş ol’ demesini unutamıyorum. Benim için bir emirdi. O kadar.

Bir gün boyunca tenefüslerde onunla takıldım. İnsan içine çıkınca korku duyduğu için onun işlerini birlikte hallettik. Bana göre çelimsiz ve küçük bir vücudu vardı. Ve atik değildi. Bunu anladım çünkü onu muhasebeye götürdüğüm kestirme yolda (tehlikeli) zorlanıyordu. Ve ben elini tuttum. Çocuk eli gibi olan elini tuttum.

Sınıfın erkekleri camdan görmüş bizi. Çok dalga geçtiler benimle. Ben de elini tuttuğumda hissettiğim ‘bu o kadar da kötü değilmiş’ duygumu o dalga geçmelerle kaybettim sanırım. Sınıftaki gözlemci rolüme geri döndüm. Çünkü ne kadar uzak, o kadar popüler oluyordun o sınıfta. Hem benim kendi arkadaşlarım vardı. Hem de öğretmenime söz verdiğim şeyi yapmıştım. Böylece avuttum kendimi.

Aradan zaman geçti. Çok uzun zaman. Biz o arada Pauline’in burnundan çıkardığı sümüğü nasıl yuvarladığının, oynadığının ve sıranın altına yapıştırdığının uzmanı olmuştuk artık. Sınıf da bırakmıştı onunla uğraşmayı.

Bir gün, evet bir gün labaratuvar dersimiz vardı. Hepimiz oradaydık. Pauline de bizimle birlikteydi (galiba). Haber geldi, erkekler Pauline’in çantasını karıştırmışlar diye. Koştuk hemen sınıfa, çünkü bu çok yanlıştı ve suçtu.

Herkes sırasının etrafındaydı ve sessizdi. Herkes birbirine bakıyordu. Bir defter vardı. Defterde resimler vardı. Çok resim vardı. Bütün sınıfın resmi vardı. Altında her birimizin ismi yazıyordu. Kızlar, erkekler, öğretmenler ve bir bebek. Hepsi çok ayrıntılı çizilmişti. Hepsi. Güzel olmayan sadece hepsinin çalakalem karalanan gözleriydi. Hepsinin. Bebeğin de. Bir de hepsi bir şekilde öldürülmüştü. Farklı farklı öldürme biçimleri. Çoğu bir şeyler saplanarak. Ben büyükçe bir yatakta kalbine kazık saplanarak ölmüştüm.

Geri geri gittiğimi ve duvara çarpıp kaldığımı hatırlıyorum. Ne kadar kaldım öyle bilmiyorum. Pauline’in geldiğini ve erkeklerin o defterle ona vurmaya başladığını hatırlıyorum. Ben o sırada çıkıyordum. Yalnız kalacağım bir yer aramaya..

Uykulu Kuytu Puani: 4Herkesin hayatında vardır birilerine kötü davranmak, birilerini dışlamak ve belki de bilmeden zarar vermek. Kendinize dönene kadar zararın büyüklüğünü farketmezsiniz bile. Ya da, size hiç dönmezse hiç bilmezsiniz. Excision böyle bir film.

2 thoughts on “Excision (2012)

  1. 1

    reha erdemin “hayat var” filmini izle.

  2. Uykulu Kuytu

    ok

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.