Kovana Uzanan Kelebeğin Dili

“Live with wolves, and you learn to howl”

Spanish Proverb 

Bugün değişik bir şey yapmak istiyorum. Aslında anlatacağım film The Spirit of the Beehive olacaktı ama tek başına o dönemi vermeyeceğini düşündüm. İspanya’daki İç Savaş sonrasını, simgeler kullanarak bir çocuk üzerinden anlatmaya çalışmasıyla beni çok etkiledi ve bu dönemin başını, yine bir çocuğu merkeze alarak aktarmaya çalışan, farklı bir yönetmenin filmini de –Butterfly Tongues– bu yazıya dahil etmeyi uygun buldum.

Biraz İspanya tarihine değinmek gerekiyor sanırım. Wikipedia’dan link vermeden aynen kopyalıyorum. “İspanya İç Savaşı, 17 Temmuz 1936 – 1 Nisan 1939 tarihlerinde İspanya’da milliyetçiler ile cumhuriyetçiler arasıda gerçekleşmiş iç savaştır. Savaş, 17 Temmuz 1936’da General Francisco Franco’nun komutasındaki milliyetçi güçlerin seçimle işbaşına gelen Cumhuriyetçi “Halk Cephesi” koalisyonuna karşı ayaklanmasıyla başlamıştır. Üç yıl süren ve İspanya’da büyük yıkıma yol açan iç savaş, 1 Nisan 1939’da milliyetçilerin zaferi ile sonlanmıştır. Savaşın sonucunda İspanya’da Franco’nun,1975’deki ölümüne kadar sürecek olan, diktatörlüğü dönemi başlamıştır.”

Yine Wikipedia ama bu sefer Francisco Franco başlığından, bunları biliyor muydunuz olarak devam edeceğim. Franco’nun sağ kanattan olmasından kaynaklı totaliter, baskıcı bir yapı kurduğunu, kendisine karşı çıkanları hapse attığını ya da sınır dışı ettiğini, özellikle kadınların çalışma hayatını kısıtladığını, İspanyolların çok çocuk doğurmasını istediğini ve halkı buna ikna etmeye çalıştığını ve onu diğer faşistlerden ayıran en önemli özelliğin de, ikinci dünya savaşından ve anti-semitizmden uzak durmasıyla birlikte ideolojik olarak laiklik uygulamalarına karşı çıkan tutucu, gelenekçi ve köktenci oluşu vs. diye devam ediyor.

Butterfly Tongues (1999)

Remember what I said about a butterfly’s tongue?

Baskıcı dönem sonrası çekilmesinden kaynaklı, sinemasal anlatımdaki özgürlüğün hissedildiği filmde Cumhuriyet’in yıkılışı ve İç Savaş’ın çıkışına kadar olan geçiş dönemi bir çocuk üzerinden verilmeye çalışılıyor. Moncho sağdan soldan edindiği, okulda dayak yerim korkusuna sahip 7 yaşında bir çocuktur. Korka korka gittiği okulda bir ilk gün talihsizliği yaşamasının ardından öğretmeninin ilgisi ve sevgisiyle kısa sürede toparlanır. Cumhuriyetçi babasıyla aynı görüşte olan öğretmeni Don Gregorio’nun özellikle doğa hakkında anlattığı şeyler Moncho’yu etkiler. Bunlardan bir tanesi de öğretmenin ‘kelebeklerin dili’ * ile ilgili söylediğidir. Diğer yandan, arkadaşları ve abisi vasıtasıyla hayat (cinsellik) hakkında da fikir sahibi olmaya başlar.

Spoiler!!! Göster

Moncho bir çocuk. Her çocuk gibi duyduklarından etkileniyor ve aslında ne yaptığını çok bilmiyor. Diğer çocuklardan farkı, duyduklarını sorguluyor. Bu yüzden olacak ki, onca baskının ardından, büyüdüğünde de sorgulamaya devam eden bir bireye dönüşeceğinin işaretleri veriliyor.

The Spirit of the Beehive (1973)

Why did he kill the girl,

and why did they kill him after that?

Diktatör Franco hala hayattayken çekilmiş ve bu yüzden de simgesel anlatıma başvurulmuş filmde, yine 7 yaşında bu sefer bir kız çocuk üzerinden verilen bir İç Savaş sonrası İspanyası var. Savaşın tüm izlerinin görülebildiği bir kır kasabasında geçen hikayede, içlerinde Ana’nın da bulunduğu kasaba sakinleri, seyyar sinemayla gelen James Whale’nin 1931 yılı yapımı Frankenstein’ını izlerler. Filmden çok etkilenen ve küçük yaşına rağmen ölümü-ölümsüzlüğü sorgulamaya başlayan Ana, kendince bir dünya yaratacak ve orada yaşamayı seçecektir. Bu arada baskıcı iktidarın sebep oldukları da diğer çocuk olmayan karakterler üzerinden verilecektir. Sürgüne gönderilmiş ve “arı kovanı (!)” üzerine düşünen bir babanın yanında, iç savaş sonrası hayatta olup olmadığınını bilmediğimiz annenin mektuplaştığı kişi, Ana’nın hayal dünyasını şekillendiren eski eve saklanan ve kurşuna dizilen bir cumhuriyetçi üzerinden aslında tüm döneme ışık tutulmaktadır.

Franco öldükten sonra gösterime giren (1977) film, ılımlı diktatörlük denilen dönemde çekilmiş. Gerçeklerin çok ağır olduğu zamanlarda hayal dünyasına geçildiğinin, özellikle çocuklar için güzel bir örneği. Yine bir İspanyol filmi olan Pan’ın Labirenti’ne de esin kaynağı olduğu aşikar. O da iç savaş sonrası ama çatışmaların hala devam ettiği İspanya’da geçiyordu ve oldukça sertti. Bana “böyle bir şey yapmaya hakları yok” dedirtmişti.

Neden film olarak Frankenstein’ın seçildiğini çok düşündüm. Bu acaba o dönem hasta olan ve ölmesi beklenen Franco ile bağlantılandırılabilir mi diye bir fikir geldi aklıma. Öyle değil midir, tüm o baskıların ardından artık ümidini kaybetmiş insan düşüncesidir, istenmeyen kişinin öleceğine inanamamak. Bir de hadi kendisi öldü, ideolojisi yaşamaya devam eder mi diye belki film olarak Frankenstein seçilmiştir diye düşündüm. Ya da belki bunların hiç biri değil, o çocuğun gördüklerinin-göreceklerinin yanında korkunç bir film nedir ki demek istenmiş ve bu yüzden Frankenstein, filmin başında yer almış olabilir.

İki filmin de baskıcı bir rejimin ortasında kalan çocuklar üzerinden bizi düşünmeye zorlaması, İspanya’nın kat ettiği yola bakarak aslında bu çocukların büyüdüklerinde daha fazla baskı istemeyeceklerini ve eyleme geçecekleri düşüncesini de beraberinde getiriyor.

Uykulu Kuytu Puani: 4Diğer yandan, her iki filmin de sadece isimleriyle bile geçtikleri dönemi simgeledikleri çok açık. Baskıcı rejim öncesi fikirlerin de kelebeğin dili gibi içte tutulması gerektiği ya da rejim sonrası dönemin, hapsolmuş arıların kovanıyla metaforlaştırılması çok anlamlı olmuş. Ben her iki filmi de çok beğendim ve hatta Kelebeklerin Dili’nin sonunda hüngür hüngür ağladım. O boğazıma düğümlenen şey her neyse hala orada ve beni düşündürmeye devam ediyor.

Kelebeklerin dili boylarının üç katıymış. Dillerini kullanmadıkları zaman, içeriye doğru spiral şekli vermek suretiyle saklarlarmış.

[gs songID=37032296]

One thought on “Kovana Uzanan Kelebeğin Dili

  1. sinucita

    “clouds atlas” ı bekliyoruuz…

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.