Seeking a Friend for the End of the World (2012)

Penny: So, what are you doing with the rest of your life?

Hangisi daha kötü bilemedim. Bir ömür yaşayıp da hiç aşık olmamak mı yoksa aradığın aşkı dünyanın sonu gelirken bulmak mı. Seeking a Friend for the End of the World’ün böyle bir konusu var işte.

Dünyanın sonunun gelmesine sayılı gün kalmışken Dodge’u (Steve Carell) karısı terk eder. Kaybedecek bir şeyi kalmayan insanların sebep olduğu kaostan kaçarken yeni tanıştığı komşusu Penny’i (Keira Knightley) de yanına alan Dodge, lisedeki ilk aşkını bulmak üzere yola çıkar. (Filmin adı zaten filmin sonu hakkında bir ipucu veriyor.)

Benim genelde beğendiğim senaryolar “şöyle olsa nasıl olurdu”dan (what if..) yola çıkıyor. Yani “dünyanın sonu gelse” konuyu oluştururken, bakacağımız şey değişiyor. Bu filmin üzerinde durduğu; insanın sosyal bir varlık olması ve birilerine bağlanmak istemesi. Bunu gösterirken, bir kıyamet durumunda olabilecekleri de atlamıyor tabi.

Kıyamet senaryolarında anarşi kaçınılmaz bir öngörüdür ve aslında sonun gelişi pek çok değeri, ilk başta ahlaki değerleri, ortadan kaldırabilir. Ve yine kaçınılmaz olarak geleceğe yönelik plan ve endişeler artık insanlar için kısıtlayıcı bir unsur olmaktan çıkabilir. Örneğin filmde insanlar partide eroin deniyorlar, küçük çocuklara içki içiriliyor ve zina gibi bir tabu da gücünü yitiriyor.

Filmde özdeşleştiğimiz karakterler birbirinden oldukça farklı. Dodge sorumluluk sahibi ciddi bir iş adamı iken Penny günü birlik yaşayan bir kız. Penny’nin başta aptal gibi gözüken (Dodge’un hayatının mektubunu yıllarca vermeyi unutmuş) ama özünde rahat bir tip olmasından kaynaklı yaptıkları ne seyirciyi ne de Dodge’u bu sebepten ötürü rahatsız etmiyor. Yine seyirciye hissettirilen, dünyanın sonu gelmese bu ikilinin hayatta beraber olamayacağı düşüncesi de arada kaynıyor gidiyor. Bunların tamamı filmin üzerinde durduğu, sondan ne beklediğimizle ilgili. Her ne kadar sık sık duyduğumuz geri sayım, az bir vaktin kaldığını hatırlatsa da, karakterlerin son zamanlarını keyifle geçiriyor olmaları bizi de strese sokmuyor. Geçen senenin benzer konulu filmi Melancholia’da yapılanın tam tersi bu aslında. Bunun sebebini de şuna bağlıyorum, “o son” gelirken bu filmde bir şey tamamlanıyor, yani aranan her ne ise o bulunuyor. Sanırım bu yönüyle diğer benzer filmlerden ayrılıyor.
Uykulu Kuytu Puani: 4Not: Filmin yönetmeni ve senaryo yazarı olan Lorene Scafaria’ın ilk filmi. Bir ilk filme göre çok başarılı buldum.
Not 2 : Film müzikleri Penny’nin (senaristin) zevki doğrultusunda, oldies (60lar, 70ler) ağırlıklı olmak üzere geniş bir yelpazeye sahip. Bir dönemin hit olmuş şarkılarının yanında, 80lerden, 90lardan ve hatta 2000lerden, farklı türlerde şarkılar bulmak mümkün. Yalnız soundtrack’e hepsini dahil etmemişler.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.