Snow White and the Huntsman (2012)

Our scars protect us,
without beauty we are worthless.

Çoğu masalın orjinal halleriyle çocuklar için olmadığını düşünüyorum. Yine çocuklar için olmadığını düşündüğüm Snow White and the Huntsman’a bakarak bazı çıkarımlar yapmaya çalışacağım.

Masallar çocukların hayal gücünü geliştirmek, onlara umut vermek ve aslında onları hayata hazırlamak için bir araya getirilmiş. Bir araya getirilmiş diyorum çünkü bunlar birer anane anlatısı ve farklı kişilerce derlenip toplanıp kitaplaştırılmış. Bir çok ülkede olduğu gibi Grimm kardeşlerin sürümünden aşina olduğumuz bu masalların çoğu aslında zamanla değiştirilmiş ve kısaltılmış. Kısaltmaların çoğu ayrıntıları azaltmak yoluyla olurken, değiştirmeler daha çok toplumun değer yargılarına göre olmuş.

Kısaltmalara vereceğim örnek, yapılan tekrarların bire indirilmesi olabilir. Bunu Pamuk Prenses üzerinden örneklemem gerekirse, orjinal hikayede üvey anne Pamuk Prenses’i öldürmeye 3 kere gelir, ama bu sonraki versiyonlarda bire (zehirli elmayla gelişine) indirilir.

Değiştirmeler ise masalların çocukları hedef aldığı düşünülünce onlara kötü örnek olmamak adına zamanla yapılmış. Örneğin, orjinal Rapunzel masalında, Rapunzel’in prensin kule ziyaretleri sonucu hamile kalması ve ikiz doğurması ayrıntısının genç kızları evlilik dışı ilişkilere yönlendirebileceğinden masalın sonraki sürümlerinden çıkarılması.

Pamuk Prenses masalında; annenin, karın üstüne damlayan kana (3 damla) istinaden doğacak çocuğuna Pamuk Prenses ismini verdiğini ve sonra öldüğünü biliriz. Ve babanın da çok geçmeden yeniden evleneceğini ve gelen üvey annenin de aslında kötü kalpli bir cadı olduğunu. Bu kötü kalpli cadının kral babayı öldürdükten sonra Pamuk Prensese yönelmesinin sebebini bilmeyiz ama (!). Masaldaki haliyle ve bir çok filmdeki sunuluşuyla Pamuk Prenses’in güzelliğini kıskandığı için onu ortadan kaldırtmaya çalışan üvey anne, bir avcıya kalbini söküp getirmesini söyler. (Masalın ilk versiyonlarında kalp değil ciğer’dir.) Ve prensese kıyamayan avcı onun kaçmasına izin vererek bir domuz kalbi götürür (Türkçe’ye o domuz ceylan olarak çevrilmiş). Ormanda yaşayan 7 tane cücenin evine sığınan Pamuk Prenses, üvey anne onu bulana kadar onlarla yaşayacak ve üvey anne ona zehirli elmayı yedirdiğinde ise ölüm uykusuna yatacaktır. Bu güzelliği toprağa gömmeye kıyamayan 7 cüceler onu camdan bir tabuta koyup ormanda sırayla başında beklerlerken, oradan geçen bir prens bu güzelliğe aşık olacak ve tabutu sarayına götürmek isterken kaydırıp sarsıntıyla elmanın boğazından çıkmasına sebep olacaktır. (Malesef orjinali böyle, ve hatta bu öpme işlerinin nerden çıktığını da çok merak ediyorum. Kurbağa Prens’in orjinalinde de öyle öpünce falan prens olmuyordu, prenses kurbağaya kızıp sinirle duvara fırlatınca prens oluyordu.)

Bu filmde baştan beri dikkatimi çeken bazı şeyler oldu. Masallarda renkler çoğunlukla simgesel anlamlara sahiptir ve ana renkler kullanılır. Bu filmde sanki masalın dışına çıkılacağını önceden haber verircesine Pamuk Prenses’in elbisesi bir ara renkten – kahverengi- oluşuyordu. Renklerin dışında başka simgesel anlatımlar da mevcut. Örneğin, ormanda geçen sahneler için, bunun sadece bir yol olmadığı, genç kızlıktan kadınlığa geçişi simgelemek için kullanıldığını düşündüm.

Bir diğer ayrıntı da Pamuk Prensesin iki erkek arasında kalması ve bir tarafa daha çok yaklaştırılışı. Prens William her ne kadar “seni bir daha bırakmayacağım” dese de bunu bir kere yapan gene yapar’dan hareketle onu istemememizin sağlanmış olması hoşuma gitti. Filmin belki de alışılagelmiş tüm masalı alt üst edecek derecede önemli ayrıntısı, avcı ile olan ilişkisiydi. Prensese göre alt sınıftan gelen bu avcı ile ormanda yalnız kaldıklarını masaldan biliyoruz. Bu filmde ilişki bir üst seviyeye çıkıyor ve prensesi ölüm uykusundan uyandıracak olan öpücüğü avcı veriyor, çünkü prensinki büyüyü bozmuyor. Avcının alkolik ve dul bir adam olmasının hikayeye eklenmesiyle ilişkileri zorlaştırılıyor ve sanki bu yönüyle, günümüzde yapılan benzer seçimlere (eş) değinmiş oluyor diye düşündüm. Yine de, sınıf farkı ve medeni halin artık çiftler arasında o kadar önemli olmadığının vurgulandığını düşünmeme sebep olan bu ayrıntı, sonunda ‘o kadar da değil’ demiş olacaklar ki, mutlu sona varamıyor. Tabi bunun bir sebebi daha olduğunu düşünüyorum. O da Pamuk Prensesin yeni mücadeleci kişiliği.

İdeal olan kadın gibi, ideal olan prensesten de bazı beklenilenler vardır. Güzel olması, kırılgan olması ve mümkünse pek erkek işlerine karışmaması. Filmde bu beklentilerin dışına çıkarcasına hakkını arayan, erkeklerle omuz omuza çarpışan ve liderliğe soyunan bir Pamuk Prenses ile karşı karşıyayız. İşte bu yönüyle ve filmin üzerinde dönmediği (!) aşk temasıyla, tıpkı yıllara göre kişisel hedeflerin değişmesi gibi kadınların arayışlarının da değişebileceğini gösterdiğini düşündüm. Yani evet bundan önceki nesiller için kadının hedefi bir eş ve yeri de geri planda kalmak olabilirken artık bu değişti-değişmeli demek gibiydi. (Bu senenin bir diğer Pamuk Prenses filmi Mirror Mirror‘da da savaşçı yönü olan bir prenses vardı.)

Yukarıda yazdığım bir bölümde üvey annenin Pamuk Prenses’e yönelmesinin sebebinin açıklandığını, yani amacın sadece onu ortadan kaldırmak olmadığını söylemiştim. Kendisi neredeyse bir erkek düşmanı olan Ravenna isimli üvey annenin de (raven’dan geliyor) aslında kendince bazı sebeplerinin olduğunu ilk kez bu filmde görüyorum. Yani masaldan bildiğimiz şekliyle, Pamuk Prenses ölürse geriye en güzel olarak onun kalacağı dışında, Pamuk Prensesi öldürmesinin aslında başka bir sebebi olduğu da açıklanıyor ki bana burası çok mantıklı geldi. Elizabeth Bathory’vari (o bunu kanla yapıyordu), genç ve güzel kalabilmesinin yolu ancak genç kızların güzelliğini alması (çekmesi) olan Ravenna’nın aslında geçmişten getirdiği bir misyonmuş bu. Annesinin yaptığı bir büyüye istinaden genç ve güzel kalmasını sağlayan yol, asil kandan gelen en güzelin (Pamuk Prenses) güzelliğini çekmesiyle sonlanacak ve bunu yapabilirse sonsuza kadar güzel kalabilecekmiş. Bu arada annesinden zorla alındığı (bir başka kral tarafından) ve erkeklere neden düşman olunması gerektiği ile de ilgili bir takım bilgiler veriliyor.

Bildiğimiz masalın dışına çıkaran bir diğer ayrıntı da Pamuk Prensesin Tanrı’ya dua ettiği sahneydi. Her ne kadar masallarda işin bu dini kısmı simgeler yoluyla yapılsa da, bunu açık açık duymak da beni şaşırtmadı değil.

Bir diğer takıldığım durum da cüceler üstüne oldu. Filmde baştaki 8 cüceden birinin ölmesiyle klasik masaldaki 7 cücemize kavuşuyoruz. Esas önemli nokta bu cüceleri filmde oynayan aktörler. Zekasına hayran olduğum Ricky Gervais’in 2011 yılı projesi Life’s Too Short ile sinema dünyasındaki cüceler hakkında biraz bilgi sahibi olmuştum. Daha önceki projelerinde de film ve dizilere pek ‘konu edilmeyen’ insanların hayatlarını ekrana yansıtan Ricky Gervais (Extras, Derek), bunu yaparken o ince çizgiyi geçmemesiyle de takdiri hak ediyor diye düşünüyorum. Life’s Too Short isimli dizide, cüceler rol yapabilir mi sorusu soruluyordu. Snow White and The Huntsman’daki cüce rollerine baktığımızda ise, bir tane bile gerçek cüce kullanılmadığını görüyoruz. Cüce rollerine ünlü oyuncuları seçmişler ve onları cüce gibi gösterebilmek için bir yığın uğraşmışlar. Bu kullanımın sebebi ise, bu aktörleri sevenlerin ‘vay cüceyi oynamış’ ya da ‘nasıl yapmışlar ki’ diye düşünmelerini sağlamak olmalı. Oysa ki bu senenin bir diğer Pamuk Prenses filmi Mirror Mirror’da çok da güzel oynamış gerçek cüceler. Tabi duygusal düşünüyorum ben çünkü yeni yeni anlıyorum dünyalarını ama onlar üzerine yazılmış bu tiplemede olmamaları gerçekten içimi acıttı.

Filmin kadrosu ünlü kaynıyor. Charlize Theron, Kristen Stewart, Chris Hemsworth‘un yanında cücelerden Ian McShane, Bob Hoskins, Eddie Marsan, Toby Jones gibi hep tanıdığımız yüzler var.

Pamuk Prenses konusuyla, masallarda en önemli kriterin güzellik olmasının yanında kimliğin önemi üzerinde de durarak ayrı bir yere oturuyor ve çokça versiyonunun yapılmasına olanak veriyor. Daha önce farklı sürümleri filme alınan masalın bu filmden önceki en beğendiğim versiyonu Snow White: A Tale of Terror’du.

Uykulu Kuytu Puani: 4Görsel efektler güzel olmuş, oyunculuk iyi, ayrıntıları değiştiriş şeklini ve verdiği mesajları da beğendim. Masallar ve fantazi dünyasına her zaman kapım açık o yüzden bu türde filmleri genellikle beğeniyorum. Tavsiye ederim özellikle Mirror Mirror’u izleyip beğendiyseniz bunu daha çok beğeneceğinize eminim.

2 thoughts on “Snow White and the Huntsman (2012)

  1. 1

    okurken müziği de dinlemek güzel oluyo. karabaş da beğendi uyku arasında olsa da..

  2. Uykulu Kuytu

    o burda çok dinledi şarkıyı ben loopa alıp dinlerken ;)

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.