The Tall Man (2012)

It’s not a matter of being a good person or being a bad person.
It’s about how you cope.

Fransız Yeni Dalga filmleri üzerine kurulan ve bugün kendi başına bir tür oluşturan Fransız Korku Sineması, Haute Tension’la başlayan ve son yıllarda güzel örnekler veren bu ekole The Tall Man’le bir yenisini daha ekliyor. Yeni Dalga’dan gelen, bir sonraki sahnede ne olacağını bilememek, umulmadık bir sonla bitmek, karakterlerle toplum arasındaki uyumsuzluk temaları Fransız Korku Sinemasının tür kırması, özdeşleşme kurallarının tersine çevirme ve izleyiciyi rahatsız etme temalarıyla zenginleşmiş ve ortaya müthiş bir yapım çıkmış. Önceki filmi Martyrs’le adından çokça söz ettiren ve bu ekole dahil olan Pascal Laugier The Tall Man’le zirve yapacak gibi gözüküyor.

Cold Rock kasabasında çocuklar kaybolmaya başladığında ahali The Tall Man efsanesini üretir. O kasabada hemşire olan ve bir kaç sene önce doktor kocasını kaybeden Julia’nın da (Jessica Biel) çocuğunun kaçırılmasıyla olaylar beklenmedik şekilde gelişir.

Yukarıda Fransız Korku Sineması hakkında yazdığım temalara ek olarak iyi ayarlanmış korku dozajı, akıcılığı ve klişelere yer vermemesinden söz edilebilir. Öyle ki izlerken bir kaç benzer filme gittim geldim ne çıkacak acaba diye, her seferinde mantıklı bir çıkarım yapmama rağmen düşündüğüm gibi ilerlemedi. Şayet bu film kimsenin dikkatini çekmezse çok üzülürüm çünkü uzun zamandır bu kadar etkileyici bir film izlememiştim. İçimdeki duyguyu nasıl anlatacağımı bilmiyorum, ne söylesem spoiler olacak diye de korkuyorum. Başka bir şey üzerinden anlatmayı deneyeceğim.

Charles Dickens’ın İki Şehrin Hikayesi “En iyi zamanlardı, en kötü zamanlardı” diye başlar. Bu ister istemez insanı merak ettirir ve okumaya devam etme isteği doğurur. Nasıl oluyor da bir zaman hem en iyi olup hem en kötü olabiliyor diye düşünürüz. The Tall Man filminin sonunda tam da bu noktaya geldim işte ve kafam karıştı. Bize göre iyi olan bir şey başkası için de iyi olabilir mi? Ya da iyi olduğunu düşündüğümüz bir şey, müdahele hakkımızı doğurur mu? Ya da böyle bir hakkımız var mı? Ya da başkası yerine karar verebilir miyiz?

Ya da..

Ya da..

Ya da..

Uykulu Kuytu Puani: 4Uzun zamandır beni böyle düşündüren bir film izlememiştim, ben çok beğendim, tavsiye ederim.

Not: The Tall Man isimli 2011 yılında yapılmış Avustralya yapımı bir belgesel var. Ama bu filmle bağlantılı değil.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.