Un Heureux Èvénement (2011)

Our brains must destroy
the memory of pain.

Later, everything will be erased
from my memory, as if by magic.


Un heureux événement (A Happy Event) Eliette Abecassis’in 2005 yılında basılan ve hamilelik dönemini anlattığı otobiyografik romanı. Aynı isimle filme alınmış.

Barbara ve Nicolas’ın yolları bir videocuda kesişir. Nicolas burada çalışmaktadır ve Barbara’ya her gördüğünde film isimleri üzerinden ilan-ı aşkta bulunur. Sırasıyla çıkmaya, birlikte yaşamaya ve çocuk yapmaya uzanan bir süreçten geçerler. Evet bu çocuk işi ortak karardır da bakalım taraflar aynı istikrarı gösterebilecek midir.

Nico’nun çok eğitimli olmadığının ama Barbara’nın doktora öğrencisi olduğunun altını çizmek gerekir. Nico bildiği bir çok şeyi filmlerden edinmiş. Barbara ise “öteki” üzerine bir tez hazırlamakta ve bildiği bir çok şeyi kitaplardan öğrenmektedir.

Filmde benim hoşuma giden her şeyin laylaylom olmadığını göstermesi. Yani bir doğumda bebeğe sevinirsiniz, o dokuz ayı kimse bilmez, o kadın orada neler çekiyor, bunların cinselliği var mı, ya da adamın gözü başka kadınlara mı kaydı vs. hepsini çok açık bir biçimde gösteriyor. Aslında odak noktası da bu, o kadar olağan devam ediyor ki hikaye Barbara doğurmaya başladığında seyirci de onunla birlikte doğuma girmiş gibi oluyor. Barbara seks istediğinde ya da istemediğinde tüm sebepleriyle birlikte biliyorsunuz çünkü sürece yakınen şahit oluyorsunuz. Hiç atlamadan hemde. Yani ben de sanırdım ki normal doğumda hemen ayağa kalkılıyor öyle, hep öyle söylerler ya, meğer ne kadar fazla eksileri varmış onları da öğrendim bu vesileyle.

Şu sıralar sinemada oynayan What To Expect When You’re Expecting de bu konu üzerinden gidiyor. Ben izlemedim henüz ama kitabı var bende, pek ilgi alanım değildir de ablam hamileliğinde okuyup bana vermişti. Söylemeye çalıştığım, şu sıralar çocuk isteyen, hamile olan ya da çocuk planları yapanların bu filmlere sahip olmaları büyük şans. Özellikle kadını anlamada erkekler için. Ben kendi adıma hep doğum sonrası çocuk yetiştirme üzerine odaklandım. Bir çok insan da sanırım bunu yapıyor, geleceği planlamak yani – gelecek eşittir çocuk oluyor, birincil ilgi odağı aşık olunan karşı cinsken bu değişiyor ve birincil ilgi odağı çocuk oluyor, birlikteliği zevkli hale getiren paylaşımlar azalıyor, eğer ki çocuğun verdiği mutluluk ve heyecan gibi hisler ilişkinin çocuk öncesi halini dengelemiyorsa, ilişkide kırılmalar yaşanıyor.

Bu senenin bir diğer filmi de 22 gün önce yazdığım La Guerre Est Déclarée de doğum sonrası ailelerin yüzleşebileceği daha korkunç bir olasılık üzerinde duruyordu.

Benzer durumda olun ya da olmayın bu yoldan geçmiş olanların neler yaşadıklarını daha iyi anlamak için her üç film de izlenmeli.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.