War Horse (2011)

Well, I might hate you more,

but I’ll never love you less.

 Ben herkesin yerine izlerim bu filmleri zevkle ve de öneririm zaten çevremde yok öyle film izleyen çok insan, kendi kendime takılıyorum ben anlatmazsam çatlarım diye de uykulukuytu’ya yazıyorum. Eskiden kucağımda filmlerle giderdim insanlara, pek ilgilenmezlerdi. Her yeni tanıştığım kişinin harddiskini en az bir kere doldurmuşluğum vardır ama izlemediler, anlattıklarımla da çok ilgilenmediler, hele çalıştığım işte akşam ne yemek pişireceğini konuşmak ve bunu düşünmek daha cazip geldi insanlara. İsyan ediyorum işte şimdi. Kaçırıyorsunuz bu filmleri.

War Horse..

2,5 yaşımdan beri film izliyorum ben daha doğrusu hatırlıyorum filmleri. Tabi bunun altında etken bir sebep de var ama konu bu değil şimdi. O ben küçükkenki yıllarda yani 80lerde falan Pazar günleri Pazar Sineması olurdu ve çoğu kovboy filmleri verilirdi bazen de savaş filmleri. Tarzanları da o yıllarda izlemiştik hep belki hatırlayan olur.

Şimdi bunu niye anlattım, War Horse onlar tadında başlıyor çünkü. Öyle çiftlik, ev, hayvanlar.. O coşkumu hatırlattı bana. O yıllarda çok sevdiğim bir plastik telefon oyuncağım vardı, bir de ciklet çiğnemeyi öğrenemiyordum bir türlü, o kırmızı telefon kutusunu ters çevirip o cikletle üzerine şekiller yapardım bir yandan da bu sıcak filmleri izlerdim. Tabi hepsi siyah beyazdı ama at attı çamur da çamur. O yıllarda çok uykumun kaçtığını hatırlıyorum bu filmleri izleyerek çünkü bende film bitince bitiyor mu herşey sorgulaması uzun süre bir yere oturmadı. Kabul edemedim bitti denilince bittiğini. Hala da edemiyorum belki. O yüzden birçok şeyi kendi içimde yaşatıyorum belki de. Çok büyük bir itiraf bu benim için. Ama gerçek.

War Horse..

Sonra bir anda savaş oldu o çiftlik görüntüsünden çıkıp, bir anda dünya değişti ben ne oluyor diyemeden başka bir şeye dönüştü film. Sonra anladım ki at üzerinden bir döneme dikkat çekiliyor, at aslında hikaye yani. Filmin ismi de öyle.

Öyle mi peki?

O bir insandan bile erdemli olabilen at, o bir insandan bile sadık olabilen at ve o bir insandan bile fazla sevgiye değer veren at bu filmi film yapıyordu aslında. Evet o at. İster inanın ister inanmayın aklıma sevginin kıymetini bilmeyen insanlar geldi ve insanlıklarından utandım. Sonra ben niye utanıyorum onlar utansın diye düşündüm. Çünkü ben sevmeyi biliyorum, neyi sevdiysem onu sevmeye hep devam ettim, bu doğru değil mi dedim. Sonra, filmi izlemeye devam ettim, ve bütün parçaların birleştiğini gördüm. Hani Crash gibi bağlantılandı herşey ve güçlendi film.

Ve ellerim, o telefon kutusunu hatırladı.

Ve Spielberg, sanırım gene herkesi kalbinden vuracaksın.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.