The Chosen One (2010)

The Chosen One neden seçildiğini bilmeyen bir adamın hikayesi. Hayatta hiçbir amacı kalmamış, diplerde, çevresini daha fazla mutsuz eden bir adamın hikayesi. Evet yanlış söylemedim, sürekli sorun çıkararak kendi vazgeçmişliğini çevresine yansıtıyor.
Bir gün evet bir gün hayatına hiç bilmediği insanlar dahil oluyor. Bir kabile bunlar ve doğayla barışık sevgi insanları. Ona onun seçilmiş olduğunu söylüyorlar. Seçilmiş denilince ne düşünürsün, öyle ilahi bir amacının falan olduğunu. Aslında aksine, basit bir doğa olayına yardım etmek bile bir kelebek etkisi yaratarak doğanın dengesini bulmasını sağlayacaktır. Çok uzağa gitmeye gerek yok, güzel olan bir şeye gören gözlerle bakmak bile olabilir bu.

Rüyalarında görür hep bir kuşu, onu kurtarması ya da şöyle söyliyim, yuvasını ona geri vermesi gerekmektedir. Bunu kendi için mi yapar peki? Bir arkadaşım bana yaptığımız iyilikleri kendimiz için yaptığımızı söylemişti. O kuşu gerçekten kendi için mi kurtarır, kendi duygularını tatmin etmek için mi yoksa sadece yapması gerektiği için mi yoksa seçilmiş olmak için mi?

Bilmiyorum, kafam çok karışık, sadece içinden gelenleri yapan biri bu sorulara cevap veremez çünkü bilmeden yapar. Ben öyle biriyim, iç sesimle hareket ettiğim gibi, paylaşmayı, mutluluğumu bile vermeyi severim. Bunun için yargılanmalı mıyım?

O kuş mutlu olunca başka bir dağa kar yağmış filmin sonu bu. Çok üzgünüm filmin sonunu söylediğim için ama kimsenin oturup bu filme değer verip sonuna kadar izleyeceğini düşünmedim.

Karşılıksız verme diye bir şey var sevgili okuyucu, bunun altında birşey aramak gerçek sevgiye haksızlık. Ve bu haksızlık işte doğanın tüm dengesini bozabilir.

Benim bu filmden anladığım bu.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.